İlm-i Hâl

— 8. Ders —
Ders Sayfasına Dönün
0:00 0:00
 

Paylaş:

205 İzlenme

Kaldığınız yerden devam etmek için üye olabilirsiniz
Platformumuza üye olarak, derslere kaldığınız yerden devam ederek takip edebilirsiniz.
Üye girişi yapın veya yeni kayıt oluşturun.


Ders Tarihi: 4 Mart 2023

Namaz Rükünleri: İftitah Tekbiri ve Kıyam Adabı
00:00:00

Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.

00:00:30

Geçtiğimiz hafta iftihar tekbirini konuştuk.

00:01:00

İftihar tekbirinin ardından niyet ve iftihar tekbirini konuştuk.

00:01:06

Namaza böylelikle rükunlerine girmiş olduk.

00:01:09

Orada iftihar tekbiriyle alakalı Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinden bir iki ve bazı büyük zevat-ı kiramdan bazı izahlar var.

00:01:21

Onları şimdi inşallah okuyarak dersimize başlayalım.

00:01:25

Ardından kıyam ve kıraat konularını inşallah işlemeye çalışacağız.

00:01:30

Niyetle tekbirin peş peşe, araya bir şey girmeden yapılması gerektiğini söylemiştik.

00:01:38

İnsan namaz kılmaya başlamadan evvel niyetle tekbiri bir arada yapmalı ki kalbi başka tarafa kayıp, sırf dille söylediği tekbirle namaza başlamış olmasın.

00:01:48

Yani bu arayı sıkı tutmanın hikmeti de bu.

00:01:52

Niyetimizi alıyoruz hemen derhal tekbir getiriyoruz ki araya başka bir dünyevi düşünce, fikir zihnimize girmesin.

00:01:58

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri şöyle demiştir.

00:02:01

Her şeyin bir özü vardır.

00:02:03

Namazın özü de ilk tekbirdir.

00:02:06

Gerçekten tekbir namazın özü ve ölçüsüdür.

00:02:09

Çünkü o niyetin yeri ve namazın evvelidir.

00:02:12

Ebu Nasır Serraç da şöyle der.

00:02:14

İbn-i Salim'i şöyle derken işittim.

00:02:17

Yani İbn-i Salim şöyle söylüyor.

00:02:20

Niyet Allah ile Allah için ve Allah'tan olur.

00:02:23

Namazda kula niyetten sonra gelen afetler onun asıl düşmanı olan nefis ve şeytandadır.

00:02:29

Namazda bu düşmanların vesvese yoluyla çaldıkları nasipleri ne kadar çok olsa da Allah ile Allah için yapılan niyete denk olamaz.

00:02:37

Çünkü bir niyet çok az olsa bile böyledir.

00:02:41

Ebu Said Harraza namaza nasıl girileceği sorulunca şöyle dedi.

00:02:47

Allah-u Teala'ya kıyamette kendisine yöneleceğin gibi yönel.

00:02:51

Onunla senin aranda hiçbir tercüman olmadan huzurunda bulunduğunu ve onun sana yönelmiş olarak nazar ettiğini senin de ona münacatta bulunduğunu düşün.

00:03:01

En büyük melikin huzurunda olduğunu bil.

00:03:04

Evet.

00:03:06

Bunlar irtitah tekbirine ilgili bazı tasavvufi izahlar.

00:03:10

Şimdi inşallah kıyam ve kıraati işleyelim.

00:03:15

Kıyam ne demek?

00:03:18

Kıyam ayakta durmak demek.

00:03:21

Kelime anlamı kavmet.

00:03:24

Kavmet de oradan geliyor.

00:03:26

İşte ikamet ayağa kaldırmak demek.

00:03:29

Şimdi kıyamla ilgili Kur'an-ı Kerim'de bazı ayet-i kerimeler var.

00:03:33

Efendimizin zaten namaz kılışını biliyoruz.

00:03:36

Hz. Peygamberin sünnetinde kıyamın nasıl yapılacağına dair bilgimiz var.

00:03:40

Kur'an-ı Kerim'de de özellikle gerçekten belli ayetlerde ibadetin özüne, hakikatine vurgu yapan bir takım ayet-i kerimelerde de bu kıyam emrinin geçtiğini görüyoruz.

00:03:52

Mesela Bismillah Bakara suresinde 38. ayet Hafizu aleyhissalavati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitin.

00:04:01

Hatırlarsanız bu ayeti namaz vakitlerinde de zikretmiştik.

00:04:04

Hafizu aleyhissalavati ves salatil vusta.

00:04:07

Namazlarınıza ısrarla, ciddiyetle devam edin.

00:04:11

Bir de orta namaza özellikle riayet edin.

00:04:15

Es salatil vusta. Bu ikindi namazı olduğunu söylemiştik.

00:04:18

Yani müfessirlerin çoğu bu namazın ikindi namazı olduğunu söylüyorlar.

00:04:22

Sabah ile öğlen günün başında kılınan namazlar.

00:04:26

Akşam ve yatsıda sonunda kılınan namazlar.

00:04:28

Orta namazla ikindi namaz oluyor.

00:04:31

Bu ayetin ikinci kısmında ve kumu lillahi kanitin.

00:04:35

Allah'ın karşısında boyun eğer bir vaziyette kıyamda durun.

00:04:39

Kumu kıyamda durun. Ayakta durun.

00:04:42

Namaz aslında namaz nedir diye sorsak.

00:04:45

Namazı iki fiile irca etsek.

00:04:48

Biri kıyam biri secdedir diyebiliriz.

00:04:50

Namaz nihayetinde bu iki fiile irca edilebilir.

00:04:53

Arada rükü de var ama bir ayakta duruyoruz bir de yere kapanıyoruz.

00:04:57

Cenab-ı Allah'ın karşısında bir kıyamda duruyoruz.

00:05:00

Esas olan kıyam. Namazın en temel rükünü kıyamdır.

00:05:03

Cenab-ı Allah'ın karşısında kıyamda durmak.

00:05:06

Ve nihayetinde de namazın sonunda da secdeye yere kapılmak.

00:05:09

Kumu lillahi kanitin de bu demek.

00:05:12

Yani Allah'ın önünde boyun eğer vaziyette, itaatkâr bir vaziyette kıyamda durun.

00:05:17

Yani kıyamda boyun eğer vaziyette.

00:05:20

Bu ifade de gerçekten çok cali bir dikkat.

00:05:23

Hem kıyamda duruyoruz hem de boyun eğer vaziyette duruyoruz.

00:05:26

Yani bir diklenmeye, bir enaniyete, bir benlik düşüncesine kapılmadan Cenab-ı Allah'ın huzurunda boyun eğer vaziyette ama dik duracağız.

00:05:35

Bu da kıyamın şartı.

00:05:37

Herhangi bir sıhhi engelli yoksa, bedeni engelli yoksa kıyamda dik durmak gerekiyor.

00:05:42

Yani kıyamda eğilerek durmak makbul bir şey değil.

00:05:45

Bazı insanlar takvanın gereği zannederek kıyamda eğiliyorlar.

00:05:49

Bu doğru değil. Kıyamda dimdik durmak lazım.

00:05:52

Başımızı eğebiliriz. Başı eğmekte mahsur yok ama vücudun dik durması gerekiyor.

00:05:59

Yine bir başka ayet.

00:06:03

Âlimler Suresinde

00:06:05

فَنَادَتْهُ الْمَلَٰيكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَةٍ مُسَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَسَيِّدًا وَحَسُورًا Hz. Zekeriya'ya malumunuz yine bir ayet.

00:06:17

Hz. Zekeriya yaşlı, evlat beklemiyor, belli bir yaşı almış.

00:06:22

O esnada melekler gelerek kendisini bir çocukla müjdeliyorlar.

00:06:28

Hz. Zekeriya, قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ Mihrap'ta kıyam halindeymiş.

00:06:34

Yani bu ayeti kerimede bize aslında şunu gösteriyor.

00:06:37

Efendimizle namaz, Hz. Peygamber Efendimizin sadece teşri buyurduğu bir ibadet biçimi değil.

00:06:45

Önceki peygamberlerde, önceki ümmetlerde de namaz ibadeti var ve bizim kıldığımıza çok benzer bir şekilde.

00:06:52

Yani kıyamıyla, secdesiyle bizim kıldığımıza çok benzer bir namaz ibadeti onlarda da var.

00:06:57

Yani Hz. Zekeriya Mihrap'ta kıyam halindeymiş.

00:07:01

Bir başka ayet.

00:07:03

Âl-i İmran suresinde o da.

00:07:05

اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ Aşırı şeriflerde çok okunan bir ayettir malumunuz.

00:07:12

Allah-u Teala'yı kıyam halinde, ayaktayken, oturur halde ve uzanmış bir vaziyette daima zikreden kullardan Cenab-ı Allah övgüyle bahsediyor.

00:07:24

Yine pek çok ayet var.

00:07:25

Yani tek tek hepsini okumayalım.

00:07:27

İşte Hac suresinde, Furkan suresinde, Zümer, Müddessir surelerinde kıyama işaret eden birçok ayet-i kerime var.

00:07:34

Bismillah.

00:07:36

يَا اَيُّهَا الْمُدَّسِرِ قُمْ فَاَنْزِرِ Orada da yine Peygamberimiz'e ilk gelen ayetlerden, ilk gelen surelerden birisi.

00:07:43

Ey örtüsüne bürünen kalk, kıyamet, kalk, kum, feenzir ve insanları uyarmaya başla.

00:07:52

Şimdi kıyam, ihtitah tekbiriyle birlikte aranan bir şart.

00:07:58

Şimdi kıyamın biraz daha böyle fıkhi yönüne geçelim.

00:08:01

Biz ayakta namazın temel rükunlerinden birisi kıyam.

00:08:05

Peki ne zaman kıyamda durmamız lazım?

00:08:07

Yani kıyamın belli bir süresi, belli bir zamanı var mı?

00:08:10

Evvel emirde ihtitah tekbirinin kıyam halinde alınması gerekiyor.

00:08:14

Yani hani rükuya, mesela imama yetişmek için, cemaate yetişmek için, geçen ders biraz konuşmuştuk, hızlıca böyle davranarak bir kimse ihtitah tekbirini eğilir vaziyette alsa namaza olmaz.

00:08:27

İhtitah tekbiri esnasında, yani Allahu Ekber derken mutlaka ayakta durması lazım.

00:08:32

Yani ihtitah tekbiri esnasında ve kıraat esnasında kıyam şartı var.

00:08:36

Namazın biraz sonra inşallah konuşacağımız kıraat şartı, kıraat rüknü de mutlaka, yani sağlıklı insanlar için, özrü olmayan insanlar için, ayakta yerine getirilmesi gerekiyor.

00:08:49

Yani ihtitah tekbirinde ve kıraatte kıyam üzere olmak lazım.

00:08:54

Süresi de işte buna tabi.

00:08:56

Ne kadar kıyamın farz olan miktarı ne kadar?

00:08:59

İhtitah tekbirini ve farz olan kıraati yerine getirecek kadar.

00:09:04

Yani belli bir süresi yok.

00:09:06

5 dakika, 10 dakika gibi böyle bir zaman süresi yok.

00:09:09

Ama ihtitah tekbiri ve farz olan kıraati yerine getirecek kadar ayakta durmak gerekiyor.

00:09:15

İşte omurga kemiğinin dik durması, az önce söyledim.

00:09:17

Böyle eğilir vaziyette değil, tam dik duracağız.

00:09:21

Rükü de sayılmayacak derecede dik duracağız.

00:09:23

Eller uzatıldığında dize ulaşmayacak vaziyette.

00:09:26

Yani ayakta dururken ellerimiz dize ulaşmayacak vaziyette dik durmak gerekiyor.

00:09:34

Kıyam şartı hangi namazlarda var?

00:09:37

Kıyam şartı farz ve vacip olan namazlarda var.

00:09:40

Biliyorsunuz sünnet namazlarda, nafile namazlarda kıyam şartı yok.

00:09:43

Yani onları oturarak da kılabiliriz.

00:09:45

Yani binek üzerinde değil mi?

00:09:47

Oturarak da kılınabilir.

00:09:49

Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın sünnetinden bunu biliyoruz.

00:09:52

Hazreti Peygamber nafile namazları işte bazen seferdeyken falan binek üzerinde kıldığı vaki.

00:09:58

Ashab buna pek çok kez şahitlik etmiş ve bize aktarmışlar.

00:10:02

Ama farz namazlar, bir de Hanefi mezhebinde biliyorsunuz hani konuşmuştuk, vacip namazlar var.

00:10:07

Bitri vacip gibi, bayram namazlar gibi işte bunların da ayakta kılınması lazım.

00:10:16

Sünnet namazlarda, müstahap namazlarda, nafile namazlarda kıyam şart değil ama bir özür yoksa, aşırı bir yorgunluk hali yoksa tabii ki onları da kıyam halinde ayakta kılmak daha eftaldir.

00:10:29

Bir de Ebu Hanife Hazretleri sabah namazının sünnetini de vacipler gibi kabul ediyor.

00:10:34

Kıyam gerekliliği açısından.

00:10:36

Yani farzları kıyamda kılmak, ayakta kılmak lazım.

00:10:40

Vacip olan vitri ayakta kılmak lazım.

00:10:42

Bir de ilaveten Ebu Hanife'ye göre sabah namazının sünnetini de yine ayakta kılmak lazım.

00:10:47

Yani hani akla şu gelebilir, madem sünnetse bu namaz, sünnetlerle ilgili genel hükümde kıyamın şart olmaması ise sabah namazını niye Ebu Hanife istisna etti?

00:10:57

Çünkü Ebu Hanife Hazretleri diyor ki namazlar eftaliyet bakımından beş vakit farz namaz, ardından vitri vacip, sabah namazının sünneti müekked diğer sünnetler ve gayrimühekked sünnetler şeklinde sıralanır.

00:11:10

Yani sabah namazının sünneti biraz böyle vacibe farza yakın bir sünnet olduğu için Ebu Hanife demiş ki

00:11:16

sabah namazının sünnetini de ayakta bir özür bulunmadığı sürece ayakta kılmak lazım.

00:11:22

Teravih namazında kıyam şart mı?

00:11:25

Nafile namazı olduğu için değil mi?

00:11:28

Nafile müstahabi namazı olduğu için kıyam şart değil.

00:11:30

Yani oturarak kılınabilir.

00:11:32

Ama bir mazereti yoksa yine mekruh görülmüş.

00:11:38

Şimdi kıyama durduk, ne yapacağız?

00:11:41

Tekbir getirdik, Allahu Ekber dedik.

00:11:44

Hanifi mezhebinde kulak hizasına ellerin kalkması gerekiyor.

00:11:47

Geçen derste galiba onu söylemeyi unutmuşum.

00:11:50

Ebu Hanife ve diğer bütün Hanifi imamlarının ittifakla kabul ettiği üzere eller kulak hizasına kalkmalı.

00:11:57

Kulağa illa değmesi şart değil.

00:11:59

Kulak memesine değmesi gerekir diye bir hüküm yok ama oraya ulaştığından emin olmak için kulak memelerimizi değdiriyoruz.

00:12:06

Eller böyle açık vaziyette.

00:12:08

Tekbir aldıktan sonra ne yapıyoruz?

00:12:10

Ellerimizi salıyor muyuz, bağlıyor muyuz?

00:12:12

Bağlıyoruz.

00:12:14

Erkekler sağ elini sol elinin üzerinde, bilek hizasında.

00:12:19

Baş ve serçe parmaklarını böyle hafif birbirine, kelepçe vaziyetine yakın bir şekilde tutacak.

00:12:25

Diğer üç parmağı da böyle diklemesine salacak.

00:12:28

Bizde şey bu, ölçü bu.

00:12:31

Göbek hizasında sağ eli sol elinin üstüne koymak suretiyle hafifçe kavrayarak göbeğin hemen altından yapacak.

00:12:40

Erkeklerin kıyamı bu şekilde.

00:12:42

Kadınların kıyamı da onlar göğüs hizasında malum ellerini tutacaklar.

00:12:47

Yine sağ eli sol elinin üstünde ama erkekler gibi kavramak yok.

00:12:51

Onlar da sadece üstüne şöyle koymak suretiyle sağ ellerini göğüsleri üzerine, sol elleri üzerine koyarak kıyamı yerine getirecekler.

00:13:00

Şafii mezhebinde erkek ve kadınlar sağ ellerini sol elleri üzerine koymaları ve ellerini göğüsleriyle göbekleri altına bağlamaları sünnettir diyor.

00:13:10

Erkekler de göğüs hizasında ellerini tutuyorlar.

00:13:15

Ama Hanefi mezhebinde malum göbeğin hemen altına kadar indiriyoruz elleri.

00:13:23

Şimdi kıyamın temel şekli bu.

00:13:26

Yani dik duracağız.

00:13:27

Tam böyle bir özür bir hastalık yoksa dik vaziyette duracak.

00:13:31

Eller burada bağlı olacak.

00:13:33

Rüküye kadar bu şekilde olacak.

00:13:35

Sonra işte rüküye secdeye eğileceğiz.

00:13:39

Bunlar tabii sağlıklı.

00:13:40

Herhangi bir özrü, hastalığı, bedeni bir arızası olmayan kimseler için söz konusu.

00:13:46

Ama gerek fizyolojik bir takım rahatsızlıklar, gerek yaşlılık veya geçici bir takım ameliyat olmaktır, hastalıktır.

00:13:55

Bu gibi özürlerden ötürü bazen kıyamda durmak zor veya imkansız olabilir.

00:14:02

Şimdi fakirler şöyle bir ölçü getirmişler.

00:14:08

Bir şey çok zorlaşırsa imkansız gibi değerlendirilir.

00:14:13

Yani illa böyle bir adam mesela oturarak namaz kılıyor.

00:14:17

Ya sen kalk kendini zorla yapabilirsin diye ısrar etmenin bir anlamı yok.

00:14:22

Bir şey zorlaştıysa bir kimse için imkansız gibi değerlendirilir.

00:14:27

Yani onu böyle tutup da bizim zorlamaya hakkımız yok.

00:14:30

Tersinden de mesela zaruret diye bir kavram var.

00:14:35

Zaruretler işte haramları mübah kılar geçici olarak.

00:14:40

Zaruret varsa bazen haramlar işlenebilir geçici olarak.

00:14:45

İşte mesela hacetler de bu anlamda zaruret gibi değerlendirilir.

00:14:49

Yani bir insan böyle bir şey yapmazsa ölecek durumda değil ama ciddi manada ihtiyacı var.

00:14:55

Böyle ciddi düzeyde bir hacet durumu söz konusu.

00:14:58

O hacet de zaruret gibi değerlendirilir.

00:15:01

Bunlar böyle bir takım fukaha dinde zorlama yoktur.

00:15:05

La harace fit din.

00:15:07

Din böyle meşakkat getirmez.

00:15:09

Dinin yaşanması böyle illa insanları zora koşmak güce koşmak demek değildir.

00:15:14

İlkesini benimsedikleri için.

00:15:16

Yani bir insan kıyam konusuna gelelim.

00:15:18

Bir insan kıyamda herhangi bir özre mebni olarak durmakta zorlanıyorsa.

00:15:22

Bakın imkansız demiyorum özellikle.

00:15:25

Zorlanıyorsa kıyamı başka şekillerde de yerine getirebilir.

00:15:31

Şimdi mesela ne gibi durumlar?

00:15:34

Ayağa kalkınca ağrı ve hastalığı artıyorsa.

00:15:38

Mesela eklem rahatsızlıkları var.

00:15:40

Ayakta duramıyor.

00:15:41

İşte bir akıntısı var.

00:15:43

Yarası var.

00:15:44

Ayakta durursa yarasından akıntı gelecek.

00:15:46

Hatta mesela düşman görecek.

00:15:48

Değil mi?

00:15:49

Teemmümde de hatırlarsanız konuşmuştuk.

00:15:51

Ayakta durursa.

00:15:53

Kıyamda durursa açığa çıkacak.

00:15:56

Düşmanları görecek.

00:15:57

Kaçtığı insanlar kendisini görecek.

00:15:59

Bu gibi durumlarda bile oturarak namaz kılabilir.

00:16:03

Şimdi peki nasıl olacak?

00:16:06

Ayakta durabildiği halde özrü sebebiyle rükû ve secde edemeyen kimse.

00:16:10

Yani ayakta durabiliyor.

00:16:13

Biraz sonra tekrar bunun ayrıntılarına geleceğim de birkaç esas okuyalım.

00:16:17

Ayakta durabildiği halde özrü sebebiyle rükû ve secde edemeyen kimse.

00:16:21

Bu durumdaki yani bu kimseden kıyam şartı düşer.

00:16:25

Dolayısıyla oturarak ima ile kılması daha faziletlidir.

00:16:29

Tekrar edelim.

00:16:30

Ayakta durabildiği halde özrü sebebiyle rükû ve secde edemeyen kimsenin de oturarak ima ile.

00:16:37

Yani rükû ve secdesini ima ile kılması eftel.

00:16:41

Oturmaya da gücü yetmeyen kimse nasıl kılabiliyorsa o şekilde ima ile kılar.

00:16:46

Oturmaya da gücü yetmiyorsa işte uzanarak yanına veya sırtına, sırt üstü veya yan üstü uzanmak suretiyle ima ile namazını kılacak.

00:16:57

Şimdi şöyle bir ilkemiz de var yine.

00:17:03

Zaruretler miktarınca takdir olunur.

00:17:07

Yani bir insanın mesela ayakta namazı hiç kılamıyor diyelim.

00:17:13

Hiç duramıyor ayakta.

00:17:15

Oturarak kılar.

00:17:16

Ama namazın bir miktarını bir kısmını ayakta kılabiliyorsa o kısmını yine ayakta kılması lazım.

00:17:22

Mesela iftitah tekbirini değil mi ayakta alabiliyor.

00:17:24

Yani ayakta durmasında bir problem yok.

00:17:26

Ama mesela dizlerinde sıkıntı var değil mi?

00:17:28

Rükû ve secdeyi eylemiyor.

00:17:29

Bu kişi ayakta namazını kılacak.

00:17:32

İftitah tekbirini ve ilk rekatın kıraatini ayakta okuyacak.

00:17:37

Bir süre ayakta kalmaya gücü yeten kimse gücünün yettiği kadar kıyamda durduktan sonra namazın kalan kısmını oturarak kılabilir.

00:17:44

Yani birinci rekatı kıyam ile kılardım.

00:17:46

İkinci rekattan sonra oturur vaziyette.

00:17:48

Devam edebilir.

00:17:50

Bir şeye dayanarak da olsa ayakta namaz kılabilen kimse farz namazları oturarak kılmasını hanefimizde bir caiz görmüyor.

00:17:59

Şafilerde bütün kıyam boyunca dayanmaya ihtiyaç duyan kimsenin namazını oturarak kılmasını caiz görüyor.

00:18:06

Yani tekrar edelim.

00:18:10

Zaruretler miktarınca takdir olunur.

00:18:14

Ne kadarına gücümüz yetiyorsa o kadarını yerine getirmemiz şartıyla kıyam gerekliliği kişilerin özel durumlarına mebni olarak yerini oturarak kılmaya dönüştürebilir.

00:18:27

Bununla ilgili bir mesele de hayvan ve binek üzerinde namaz kılma meselesi.

00:18:32

Hayvan üzerinde namaz kılınır mı?

00:18:34

Eskinin ulaşım hastası hayvan olduğu için eski kitaplarda bu konu hep hayvanlar üzerinde ele alınıyor.

00:18:42

Bu konunun üç şeyi var.

00:18:44

Hayvanlar üzerinde mahmil dedikleri, eskiden hevdeç dedikleri develerin üzerine yerleştirilen şeyler var ya.

00:18:53

Bunları özellikle hanımlar için yapıyorlar.

00:18:55

Böyle kapalı etrafı, örtülü develin üzerine veya atın eşeğin üzerine koyuyorlar bunları.

00:19:01

Orada seyahat ediliyor.

00:19:03

Hayvanın da oradan üstüne binmek.

00:19:05

Mahmil denen şeye binmek.

00:19:07

Veyahut da gemi gibi seyri seferi devam eden vasıtaların üzerine binmek.

00:19:14

Günümüzde de bunlaştık.

00:19:15

Tren, uçak, araç, vasıtalar gibi, otobüs gibi şeyler de bugün eklendi.

00:19:21

Şimdi bir mazeret bulunmadığı sürece farz ve vacip namazların hayvan üzerinde kılınması caiz değil.

00:19:28

Geçen bir abimiz, kardeşini sormuştu.

00:19:31

İşte mesela İstanbul trafiğinde falan değil mi?

00:19:35

Bazen böyle insanlar bunu acaba olabilir mi diye akıllarına getiriyorlar.

00:19:39

Trafikte kaldık.

00:19:41

Vakit çıkmak üzere.

00:19:43

Araçtayız yani aracı kullanıyoruz.

00:19:46

Veya otobüste işte oturuyoruz.

00:19:48

Oturduğumuz yerde namaz kılabilir miyiz?

00:19:50

Yok.

00:19:52

Yani bunun bir caizi söz konusu değil.

00:19:54

Vakit yetmiyorsa artık yapacak bir şey yok.

00:19:57

İmkanı yoksa durup bir yerlerde kılabiliriz.

00:20:00

İlk fırsatta onun kazasını kılacağız ama toplu taşımada veya şehir içinde trafikte iken arabanın içerisinde oturarak namaz kılmak caiz değil.

00:20:14

Zaten araba kullanılırken bir taraftan bir yere park edeceksiniz mecbur, araba sürerken zaten namaz kılmak mümkün değil.

00:20:23

Toplu taşıma vasıtalarında da aynı şekilde şehir içerisinde bu caiz değil.

00:20:28

Yani seferilikteki ruhsatları buraya taşımamız söz konusu değil.

00:20:32

Demek istediğim o. Bir mazeret bulunmadığı sürece farz namazlar, vacip namazlar hayvan üzerinde kılınması caiz değil.

00:20:40

Hareket halindeki nakil vasıtaları da kural olarak bu hükümde.

00:20:45

Şimdi kendi vasıtamızda değil ama toplu taşıma kullanarak, şehirler arası yolculuk yapıyoruz.

00:20:54

Trene bindik, uçağa bindik, gemiye bindik.

00:20:58

Toplu taşıma vasıtalarında yani hareketi bizden bağımsız olan, bizim kontrolümüzde olmayan araçlara bindiğimizde

00:21:06

yolculuk süresi de namaz vaktinin tamamını eğer kuşatıyorsa, mesela öğleyin bindik, akşama kadar yolculuğa devam edeceğiz.

00:21:17

Öğle vakti, ikindi vakti bu şey içerisinde, yolculuk içerisinde geçecek.

00:21:25

O takdirde kıyam şartı terk edilerek oturduğumuz yerde ima ile rüküyü ve secdeyi yapmak suretiyle namazı kılabiliriz.

00:21:34

Burada özellikle dikkat etmek istediğim husus şehir içindeki araç kullanımıyla şehirler arası seferiyelik ahkamını birbirinden ayırt etmek gerekir.

00:21:45

Yani böyle trafik var, otobüste kılayım bunlar caiz değil.

00:21:52

Trende, uçakta, gemide uzun yolculuklarda namaz vaktini eğer yolculuk namaz vaktinin tamamını eğer ihata ediyorsa hiç bize fırsat bırakmıyorsa oturduğumuz yerden ima ile rüküyü ve secdeyi ima ile yapmak suretiyle namazı kılabiliriz.

00:22:12

İma'yı nasıl yapacağız?

00:22:14

Rüküde, ellerimizi oturduk, ellerimizi bağladık oturduğumuz yerde.

00:22:19

Farz olan kıraati yerine getirdik.

00:22:22

Rükü için biraz eğileceğiz, secde için de biraz daha eğileceğiz.

00:22:27

Yani rükü ile secde arasında biraz fark olacak.

00:22:30

Ama illa bir yere temas etmemiz, kafamızı bir yere değdirmemize şart değil.

00:22:34

Hatta böyle bunu mekruh görüyor alimler.

00:22:37

Yani böyle otobüslerde koltuğun arkasını falan indirerken oraya secde yapmak da çok makbul değil.

00:22:43

Yani böyle bir gerekli yok.

00:22:45

Biraz rüküde hafif kafamızı eğeceğiz, secde de biraz daha fazla eğeceğiz, bu kadar.

00:22:49

Başka bir şey, söz konusu değil.

00:22:51

Sonra işte etta-i tahiyyata, selamını okuyarak selamımızı vereceğiz.

00:22:57

Şimdi bu meselenin hemen akla gelen bir diğer uzantısı da tabure ve sandalye üzerinde namaz kılma konusu.

00:23:06

Malum hemen akla geliyor.

00:23:08

Bu konu hatırlarsanız, 5-10 sene önce Türkiye'de de çok tartışılmıştı.

00:23:13

Yani bu camilerde taburelerin yaygınlaşması, hatta böyle artık sedir gibi böyle ince uzun benzetmek istemiyorum da.

00:23:26

Böyle cami şeyine çok uygun olmayan tarzda değil mi?

00:23:30

Caminin bir parçası gibi bazı mimar şeylerin, mobilya aksesuarlarının eklenmesiyle birlikte tabii bir rahatsızlık da oldu.

00:23:39

Acaba böyle caminin kimliğinden kopuluyor mu, caminin o işte asli namazla ilgili görüntüsünden uzaklaşılıyor mu diye bir endişe, bir hassasiyet oluştu ister istemez.

00:23:53

Burada bazı camilerde de bu gerçekten abartıldı.

00:23:58

Böyle 5-6 sıra değil mi sağda solda amcalar için, dedeler için böyle yerler tahsis edildi.

00:24:06

Bu tabii bir rahatsızlık doğurdu ve Diyanet'e bunu sordular.

00:24:09

2010 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yetkili fetva merciği olan Din İşleri Yüksek Kurulu bu konuyu ele alıyor ve şöyle bir karar çıkarıyorlar.

00:24:20

Onu müsaadenizle okuyayım.

00:24:25

Ayakta durabilen bu Diyanet'in resmi kararı, yani Diyanet'in kararı deyince yanlış anlaşılabilir.

00:24:34

Din İşleri Yüksek Kurulu'ndaki hocalarımızın verdiği fetva.

00:24:37

Böyle diyelim daha uygun olur.

00:24:39

Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra yere oturarak secdeleri ima ile yapar.

00:24:51

Tekrar okuyayım.

00:24:53

Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra yere oturarak secdelerini ima ile yapar.

00:25:03

Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar.

00:25:14

Ayakta durmaya ve rüku yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak ima ile eda eder.

00:25:27

Yani ayakta kıyamını yaptı.

00:25:29

Rükununu da yaptı ama secdeye eğilemiyor.

00:25:32

Eğilirse de kalkamayacak yani vücudunu toparlayamayacak.

00:25:35

O zaman tabureye oturarak secdesini ima ile yapar.

00:25:40

Son madde.

00:25:41

Ayakta durmaya gücü yetmeyen yere de oturamayan kimse namazını tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku ve secdeleri ima ile yerine getirir.

00:25:53

Bu Din İşleri Yüksek Kurulu'nun kararı.

00:25:56

Bu şartlarda herkes artık kendi kendisinin fakihi olarak, kendisiyle alakalı kararı herkes kendisi verecek.

00:26:05

Burada kimseye bir şey dayatmak doğru değil.

00:26:08

Herkes kendi vicdanınca neye imkanı, gücü el veriyorsa ona göre namazını kılacak.

00:26:16

Kıyam meselesi böyle.

00:26:24

Seferilikte kıbleyi imkan olduğu kadar takdir etmeye çalışıyoruz.

00:26:31

Diyelim mesela İstanbul'dan Ankara'ya gidiyoruz.

00:26:35

Kıble ne tarafta? Aşağı yukarı karşımızda.

00:26:39

O yüzden sefer istikametinde kıbleyi az çok da elimizde pusula veya telefon uygulamalarından biraz da bakarak hafif peki sağa sola dönmek gerekebilir.

00:26:51

Ona göre kıbleyi tespit edip namazı kılabiliriz.

00:26:55

Ters istikamette ise bu sefer koltukta tam ters dönemeyeceğimize göre imkan verdiği kadar.

00:27:01

Sağa dönebildiğimiz kadar veya sola dönebildiğimiz kadar.

00:27:07

O artık zaruret hali olduğu için orada imkan ölçüsünce kıbleye dönmeye gayret edeceğiz.

00:27:14

Böyle bir şey de var burada.

00:27:16

Yani arabanın gittiği an kıbleleri klavyatın durduğu zaman arabanın yerini kıbleye çevirdikleri gibi.

00:27:27

Evet.

00:27:30

Eyvallah.

00:27:33

Bir kere hatta bir teklif edip de tekneye yönlü kıbleye çevirdi.

00:27:39

Durduğumuz için böyle bir çevirmemiz lazım.

00:27:41

Aynen öyle.

00:27:42

Ama giderken de sıkıntı gittiği o kıbledir.

00:27:45

Aynen öyle.

00:27:46

Şimdi.

00:27:50

Hazretin buyurduğu gibi.

00:27:52

Şimdi eğer bindiğimiz vasıta hareket halindeyse ve ayakta duramıyorsak.

00:27:59

Zaten kıyam şartı da orada sakıt oluyor.

00:28:03

Yani oturarak orada namaz kılınabilir.

00:28:06

Evet.

00:28:07

Kıble de ona göre işte o istikamette.

00:28:10

Takdir edebiliyorsak yine işte pusula marifetiyle falan o yöne kılarak namaz kılabiliriz.

00:28:16

Ama durduğu anda o özür ortadan kalkıyor.

00:28:19

Yani durduğu anda artık kıble ne tarafsa ona tespit ederek devam etmek gerekiyor.

00:28:24

Evet.

00:28:25

Şurada Ömer Nasuh bilmenin kitabında en son mesele oydu.

00:28:29

İsterseniz oradan da okuyalım.

00:28:36

Diyor ki yüzüp gitmekte olan bir gemi içinde bir özür olmaksızın bütün namazlar oturarak kılınabilir.

00:28:42

Yani seyir halindeki geminin içerisinde özür olmadan da namazlar oturarak kılınabilir.

00:28:47

Fakat ayakta kılmak daha faziletlidir.

00:28:49

Demiş İmam-ı Azam.

00:28:53

Deniz kenarında veya ortasında bağlı bulunan bir gemi eğer çalkalanmamakta ise yer hükmündedir.

00:28:59

İçinde ayakta olarak namaz kılınabilir.

00:29:01

Fakat çalkalanıp durmaktaysa hayvan hükmünde olur.

00:29:05

Mümkünse içinden çıkıp dışarıda namaz kılmak gerekir.

00:29:09

Hareket halinde bulunan bir uçak veya yürümekte olan bir gemi gibidir.

00:29:13

Uçak da gemi gibidir.

00:29:15

Bunun da yürümesi ve durması yolcunun elinde değildir.

00:29:19

Evet. Sizin meseleyi işledik.

00:29:25

Var mı? Bir müşkül yok değil mi?

00:29:27

Yok yok. Yapanlar vardı. Onu biliyorum ben.

00:29:29

Siz de cevabını vereceğiz. Onlar da duymuşlardır inşallah.

00:29:34

Evet. Kıyam böyle.

00:29:39

Şuradan bir şey okuyayım.

00:29:44

Kıyam gerçekten namazın en temel hükmünü kıyam desek yeridir.

00:29:51

Namaz aslında bir tür ayakta durma.

00:29:53

Cenab-ı Allah'ın karşısında kaim olma, kıyamda durma hali.

00:29:59

O yüzden kıyam çok önemli.

00:30:01

Kıyamı ihmal etmemek, basite almamak gerekiyor.

00:30:08

Malumunuz, Yahudilerde de bizim namaza benzer bir ibadet var.

00:30:14

Ama onlar sağa sola veya öne arkaya sallanmak suretiyle bunu yerine getiriyorlar.

00:30:22

Onunla ilgili bir rivayet var.

00:30:24

Ümmü Ruman şöyle aktarıyor.

00:30:26

Hz. Ebu Bekir beni namaz içinde sağa sola sallanırken gördü.

00:30:32

Ebu Bekir Efendimiz öyle bir azarladı ki neredeyse namazı bozacaktım.

00:30:38

Namazdan sonra beni yanına çağırarak şöyle dedi.

00:30:41

Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim.

00:30:46

Sizden birisi namaza durduğunda azaları sükunet içinde olsun.

00:30:51

Bu çok hakikaten esaslı bir şey.

00:30:53

Namazda kıyamda ama sükunet üzere duracağız.

00:30:57

Yahudilerin sağa sola sallandıkları gibi sallanmayın.

00:31:00

Çünkü namazda azaların sükuneti namazın tamamındandır.

00:31:04

Yani azalar ne kadar sakinse namaz o kadar kamil bir surette eda edilmiş olur.

00:31:14

Resulullah yine şöyle buyuruyor.

00:31:17

Nifak olan huşudan Allah'a sığınırız.

00:31:20

Nifak olan huşu.

00:31:22

Sahabe şöyle sordu.

00:31:24

Ya Resulullah nifak olan huşu nedir?

00:31:26

Efendimiz şöyle cevapladı.

00:31:28

Bedenin huşu içinde gözüküp kalbin nifakla dolu olmasıdır.

00:31:34

Öyle bir namaz kılayım ki kendimi kaybedeyim,

00:31:37

sağa sola sallanayım, arka yöne gideyim geleyim böyle değil.

00:31:40

Namazdaki hareketlilik huşuyu göstermiyor.

00:31:46

Tam tersine sakin, sükunet içerisinde devam edeceğiz.

00:31:52

Zikrullah içinde denir.

00:31:54

Öyle mi hocam? Nasıl?

00:31:56

Zikrullahta da denir.

00:31:58

Olur da ne için?

00:32:00

Sevdiği gibi sallanacaksın.

00:32:02

O çok şey değil, aşırı değil de.

00:32:04

Sevdiği gibi hafif.

00:32:07

Kendinde olacaksın.

00:32:12

Şimdi Sühreverdi'nin Avarif'ül Marif diye bir kitap var.

00:32:17

Okuduğum cümleleri oradan aktarıyorum.

00:32:19

Ercan Hocam sağolsun delaletiyle.

00:32:21

Orada da şöyle bir hazretin izahı var.

00:32:23

Diyor ki, Yahudilerin sağa sola sallanmaları hususunda şunlar anlatılmıştır.

00:32:29

Hz. Musa A. S. İsrailoğullarının iç alemlerindeki anlayış ve nurun azlığından dolayı onlara daha çok işlerin zahirine göre davranıyordu.

00:32:39

Yahudilikte biliyorsunuz zahiri şeriat çok baskındır.

00:32:43

Zahiri anlamda çok şedid bir şeriatları var.

00:32:48

Bunun sebebi de buymuş.

00:32:50

İç alemlerindeki anlayış ve nurun azlığından dolayı Hz. Musa A. S. onlara daha çok zahire göre davranıyordu.

00:32:55

Onlara yapacakları işleri bu şekilde anlatıyor ve gözlerinde büyütüyordu.

00:33:00

Onların bu şekilde zahire düşkünlüklerinden dolayı Allah-u Teala Hz. Musa A. S.'ya Tevrat'ı altınla süslemelerini vahyetti.

00:33:10

Allah-u Teala, Allah-u Alem en iyisini o bilir ama namazda sallanmaları bence şundan oluyordu.

00:33:19

Hz. Musa A. S. namaz kılarken ve Allah-u Teala'ya yalvarırken kalbine inen varidat ve üzerine yağan feyiz dalgalarıyla sanki denizin esen rüzgarla dalgalanması gibi sağa sola sallanıyordu.

00:33:31

Onun içinde oluşan bu coşma dışına yansıyordu.

00:33:35

Çoğu zaman ruhu gözünü huzuru ilahiyeye takıp oraya yükselmek istiyordu.

00:33:40

Halbuki ruh bedenle iç içedir ve onunla bir kaynaşma halindedir.

00:33:45

Ruhun bu coşkusundan dolayı kalıbı da yani vücudu da çırpınıyor ve sağa sola sallanıyordu.

00:33:51

Yahudiler de Hz. Musa A. S.'nin zahirine bakarak içlerinde bu ilahi nur ve cezbeden hiçbir nasipleri olmadığı halde sallanmaya başladılar. Yani peygamberlerini taklit ederek sallanmaya başladılar. Bunun için Rasulullah A. S.

00:34:06

vesveseye düşen kimselerin halini beğenmeyerek şöyle buyurdu.

00:34:10

Bu şekilde İsrailoğullarının kalplerinden Allah-u Teala'nın azametinin idraki çıktı.

00:34:17

Öyle ki bedenleriyle huzuru ilahide oldukları halde kalpleriyle başka yerlerde dolaştılar.

00:34:23

Halbuki Allah-u Teala bedeni namazda olduğu gibi

00:34:26

kalbi namazda hazır olmayan kimsenin namazını kabul etmez.

00:34:30

Yani bedenimiz namazda olduğu gibi kalbimiz de namazda olacak.

00:34:34

Bir adam devamlı namaz kılıp durur fakat kalbi namazdan yana boş ve gafil olduğu için kendisine namazının onda bir dahi ecri yazılmaz.

00:34:45

Cenab-ı Allah bizleri bundan muhafaza eylesin.

00:34:48

Biliyorsunuz bir hadis-i şerif var Efendimiz buyuruyor.

00:34:52

Nice oruçlu vardır ki akşama eriştiğinde yanına kalan sadece açlığıdır diye yani hiçbir fazileti ona erişmemiştir.

00:34:59

İşte namaz da öyle yani ayakta durduk yattık kalktık ama

00:35:02

hiçbir nasibimizin olmaması yani çok hakikaten talihsizlik, nasipsizlik.

00:35:09

Cenab-ı Allah bizleri ibadetlerimizden, feyizinden hissedar olmayı nasip eylesin.

00:35:15

Kıyam hususu böyle yani Peygamber Efendimiz

00:35:19

özellikle bu hususta dikkat etmemizi buyurmuş.

00:35:23

Yani Yahudilerinki gibi böyle zahire bakıp huşudan dolayı sallanıyor gibi gözükmek tam tersine namazı ifsad eder.

00:35:32

Evet kıraat hususuna geldik.

00:35:36

Namazın bir diğer rüknü kıraat.

00:35:40

Bismillah.

00:35:42

faqra'u ma teessirâ minel kur'ân Müzemmil suresinin 20. ayetinde bir ayetinde iki kere geçiyor bu ifade.

00:35:50

faqra'u ma teessirâ minel kur'ân faqra'u ma teessirâ minhû devamında minnel kur'ân değil de minhû diye geçiyor.

00:35:56

Aynı ayetin içinde iki defa geçiyor.

00:35:58

Yani Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun.

00:36:02

Manası bu şekilde.

00:36:03

Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun.

00:36:05

Bu doğrudan hani namazda kıraati emreden bir ayet kelime değil ama namazda da işte kıraat emrinin farz olduğunu biliyoruz.

00:36:13

Bu ayeti dolayısıyla onunla ilişkili olarak okuyabiliriz, anlayabiliriz.

00:36:16

Namazda kolayımıza gelecek şekilde kıraat etmemiz gerekiyor.

00:36:21

Şimdi kıraat namazın neyi? Farzı değil mi?

00:36:26

Yani namazın olmazsa olmaz gereklerinden birisi.

00:36:30

Hangi namazlarda farz? Bütün namazlarda farz.

00:36:32

Ama iki rekatlı namazların her iki rekatında

00:36:36

sünnet ve nafile namazların bütün rekatlarında vacip olan vitir namazında yine bütün rekatlarında kıraat farzdır.

00:36:44

Tekrar edelim.

00:36:46

İki rekatlı farz namazların sabah namazında her iki rekatında sünnet namazların, nafile namazların her bir rekat

00:36:54

mesela dört rekat sünnet kılıyoruz.

00:36:56

Dört rekatında da kıraat farz.

00:36:58

Sekiz rekat değil mesela teravih kılacağız, fazlasız.

00:37:02

Aslında çok doğru bir şey değil ama sekize kadar ruhsat var.

00:37:06

Her bir rekatında kıraat farz.

00:37:08

Yani nafile namazların sünnet namazlarının bütün rekatlarında farz.

00:37:11

Vacip olan vitir vacipte de yine bayram namazında da aynı şekilde her bir rekatında kıraat farz.

00:37:19

Dört rekatlı farzlarda her bir rekatta farz mı?

00:37:23

İki rekatında farz.

00:37:25

Yani öğle namazı, ikindi namazı, yatsı namazı bunların farzları dört rekat.

00:37:31

Bu dört rekatın iki rekatında kıraat farzdır.

00:37:34

Peki bu hangi iki rekat?

00:37:37

İlk iki mi, son iki mi?

00:37:39

İlk ikisinde kıraatte bulunmak vaciptir.

00:37:43

Yani dört rekatlı bir farz namazının iki rekatında mutlaka kıraat yapmamız lazım.

00:37:48

Bu iki rekatın da ilk ikisi olması vacip hükmünde.

00:37:52

İlk iki rekatta kıraat okumadık, son ikisinde okuduk namazımız olur mu?

00:37:56

Olur.

00:37:57

Ama vacibi terk ettiğimiz için sevil secdesi yapmamız gerekir.

00:38:02

Yani zaten Allah'a şükür namaz kılma alışkanlığı olan birisidir.

00:38:05

Bunu ihlal etmez kolay kolay.

00:38:07

Bütün rekatlarda kıraat okursun. Fatiha okuyoruz işte üçte dörtte.

00:38:11

Zaten kıraatı yerine getiririz ama ola ki dünya hali, işte unuttuk, ettik, terk ettik bir şekilde.

00:38:17

İlk iki rekatta kıraat etmediysek son iki rekatta kıraat etmemiz lazım.

00:38:21

Ama burada bir vacibin terki söz konusu olduğu için, selamdan sonra sevil secdesi ile ikmal etmek gerekiyor.

00:38:28

Üçüncü ve dördüncü rekatlardaki kıraatı, onu mu soracaktınız?

00:38:32

Mescide vardığımızda namaz tedavi edilirken,

00:38:39

üçüncü rekatta biz daha bir okuduk.

00:38:42

Onlar ilk iki daha var, kıraat edildi.

00:38:47

Evet, anladım.

00:38:51

Sevil secdesi gerekmiyor.

00:38:52

Çünkü biz orada mesbuk hükmündeyiz ya,

00:38:56

namaza sonradan yetişen hükmündeyiz.

00:38:58

Sevil secdesi gerekmez.

00:39:00

Sadece kalkıp iki rekatı kıraat ile birlikte okuyacağız.

00:39:06

Cemaat ile birlikte kıldığımız son iki rekat, bizim de son iki rekatımız oluyor.

00:39:10

İlk iki rekatı kaçırdık, kalkıp onları kıraati ile beraber, Fatihası Zammı Suresi ile birlikte kalkarak eda edeceğiz.

00:39:18

Ama sevil secdesine gerek yok.

00:39:21

Farz namazın iki rekatında kıraat farz dedik.

00:39:24

Bu iki rekatın ilk iki rekat olması vacip dedik.

00:39:27

Peki, üçüncü ve dördüncü rekatlarda, öğle namazının farzının üçüncü, dördüncü, ikindinin üçüncü, dördüncü rekatlarında kıraatin hükmüne, bu da vacip.

00:39:38

Yani Fatiha Suresini okumak,

00:39:40

üçüncü ve dördüncü rekatlarda vacip.

00:39:42

Hükmünde, terki durumunda sevil secdesi gerekir.

00:39:51

Şafiiler böyle bir ayrımı yapmıyor.

00:39:53

Onlar farz namazların üçüncü, dördüncü rekatında da kıraati bir farz olarak, rükun olarak görüyorlar.

00:40:00

Şimdi bu bizim Hanefilerin bu şekilde yani iki rekatı, ilk iki rekatla ikinci rekatı ayrı ayrı değerlendirmelerinin nedeni biraz aslında farz namazların esasen iki rekattan oluştuğuna dair bir bilgimiz var.

00:40:23

Yani esasında farzlar iki rekat. Yani iki artı iki gibi. Mesela sabah namazının farzı iki rekat değil mi? Aslında diğerleri de aslında öyle. Ama biz onlara Efendimizin sünnetine tabi olarak iki artı iki şeklinde dört rekat kılıyoruz. O yüzden mesela seferde niye namazının farzı ikiye düşüyor?

00:40:41

Çünkü aslında esasında iki idi. O yüzden yani seferde yani sefere çıktığımızda mutlaka yerine getirmemiz gereken kısım aslında farzın esasını bize gösteriyor, teşkil ediyor. O yüzden Hanefiler ilk iki rekatla ikinci rekatı birbirinden bu şekilde ayırıyorlar. O yüzden nafile namazlarda da iki iki kılmak yani müvekkit sünnetlerin dışında iki iki kılmak daha eftel.

00:41:07

Peki ne kadar okumamız lazım? Yani ne okumamız ve ne kadar okumamız lazım? Bizim Hanefiler diyorlar ki bizim fukahımız farz olan kıraattir. Bunun da belli bir şeyi yoktur. Belli bir ayeti belli bir suresi yoktur.

00:41:29

Yani Kur'an-ı Kerim'den istediğimiz ayeti, istediğimiz sureyi okuyabiliriz kıraatte. Yani mesela namaza durduk. İşte inna ata inna kel kefsere okuduk. Sadece onu okuduk. Namaz oldu mu? Bu dediğime göre oldu. Ama biz öyle kılmıyoruz değil mi? Nasıl kılıyoruz? Önce fatiha okuyoruz ardından gerektiği rekatlarda zammı sure okuyoruz.

00:41:54

Şimdi bunun esası şu. Bizim Hanefi fukaha diyor ki Cenab-ı Allah bize kıraatte bulunmamızı emretti. Ama illa şu sureyi okun demedi. Ancak Resulullah Efendimizin sünnetinden biliyoruz ki Fatihasızda namaz aslında olmuyor.

00:42:10

La salate illa bi fatihatil kitap diye Efendimizin çok açık hadisleri var. La salate illa bi ümmül kitap. La salate illa bi fatihatil kitap. La salate limenlem yekra bi fatihatil kitap diye böyle hadis-i şerifler var. Yani Fatihasız namaz olmaz. Mealinde hadis-i şerifler var.

00:42:27

Bunu bizim Hanefiler şöyle anlıyorlar. Namaz kamil olmaz. Eksik kalır. O yüzden fatiha okumanın hükmü Hanefi mezhebinde vaciptir. Bakın iyi anlayalım. Kıraati farz. Fatiha okumak yani o kıraati Fatiha okuyarak yerine getirmek vacip. O yüzden Hanefi mezhebinde mesela bir adam fatiha okumasa da namazı olur. Ama sehir secdesiyle onu tamamlaması, ikmal etmesi gerekir.

00:42:54

Diğer mezhepler Hz. Peygamber Efendimizin bu hadisini mutlak anlayarak Hanefiler biraz yorumluyorlar. Olmazı kamil olmaz. Tam olmaz diye yorumluyorlar. Diğer mezhepler ise bunu zahir üzere daha mutlak anlayarak Fatiha okumanın namazda farz hükmünde olduğunu, Fatihasız kıraatin yerine gelmeyeceğini, dolayısıyla mutlaka her bir rekatta Fatiha suresi okunması gerektiğini söylüyorlar.

00:43:19

Bizde Fatiha yani bir sure olarak gerekli olmadığı için yani vacip ama farz değil. Ebu Hanife şöyle demiş. Herhangi bir ayeti okumak namazda kıraati farzının yerine gelmesini sağlar.

00:43:36

Ancak Ebu Yusuf, İmam Muhammed gibi diğer Hanefi imamlar ve daha sonra mezhebin esas alınan görüşü ise şu şekilde. Ya uzun bir ayet okuyacağız veyahut da üç kısa ayet okuyacağız.

00:43:51

Mesela Ayet-el Kürsi gibi. O kadar uzun olmasına da gerek yok. İşte orta uzunlukta bir satır aşan diyelim. Ya bir ayet okuyacağız veyahut da üç kısa ayet okuyacağız.

00:44:06

İşte Vedduha dedik değil mi? Hüküye eğildik. Olmaz. Vedduha ve leylidâ secemâ veddâ karabukâ ve mâ felâ. Üç kısa ayet okuyacağız. Tek harften veya tek kelimeden oluşan ayetler var değil mi?

00:44:21

Nûn. Tek harf. Başka yok. Onun sırrına eriştiysek zaten sıkıntı yok. Ama nûn okuduk eğildik olmaz. Veya işte müdhâmetân. Rahman Suresinde müdhâmetân tek kelimeden oluşan bir ayet.

00:44:37

O da yine Ebu Hanife'ye göre de yani. Kıraat farzı böylelikle yerine gelmiş olmaz. Ebu Hanife bir ayet diyor ama kısa bir ayet değil. En az bir satır diyelim. Buna ulaşması lazım.

00:44:52

Evet. Miktarı da böyle. Şimdi imam ve cemaat arasındaki ilişki üzerinden de kıraate bakalım. Biliyorsunuz namazlar iki türlü kıraat açısından bir cehri namazlar var bir de hafi namazlar var.

00:45:13

Yani kıraatin açıktan okunduğu imam efendinin açıktan okuduğu namazlara cehri namazlar diyoruz. Sabah namazı, akşam ve yası namazları bu şekilde. Öğle ve ikindi ise hafi kıraat ile kılınan namazlar. Bunlar da gizli okunuyor.

00:45:28

Ebu Hanife mezhebimizde el imamu daminun vel muezzini müteminin hadisi gereği imam cemaatin de kıraat gerekliliğini üstlendiği için damin tam şu anki Türkçesiyle garantör demek.

00:45:48

Yani imam cemaatinin garantörüdür. Ne açıdan? Kıraat açısından. Yani imamın kıraati cemaatin de kıraatinin yerine geçer. Hem cehri namazlar da böyle hem de hafi namazlar da böyle.

00:46:02

Şimdi bazen bunu insanlar bilmeyebilir tabi. Herkes erişemeyebilir. Bazen mescitlerde falan denk gelirsiniz değil mi? Yanınızdaki kişi mesela hafi namazda kıraatte bulunuyor. Doğru değil.

00:46:18

Şafilere şimdi değineceğiz de bizim Hanife mezhebinde doğru değil. Yani imama uyduysak sadece Sübhaneke'yi okuyacağız. Başka herhangi bir şey. Rükûlarda, secdelerde tesbihatımızı yapacağız ama yine otururken Ettehiyyatü, Salli barik bunları okuyacağız.

00:46:32

Ama piyanda iken imamın kıraati bizim de kıraatimiz yerine geçiyor. O yüzden hiçbir şey okumamak gerekir. Hem cehri namazlarda hem de hafi namazlarda.

00:46:45

Şeyde ise diğer mezheplerde onlar efendimizin bu hadisini kıraatle değil de diğer rükünlerin edası ile ilgili olarak anlıyorlar. Yani imam garantördür şu demek ki imam orada cemaate rüküya, secdeye, selama, intikal tekbirleri açısından bir rehberlik yapmaktadır şeklinde anlıyorlar.

00:47:07

Yani dolayısıyla imamın kıraati onlarda cemaatin kıraati yerine geçmesin. Peki nasıl Şafii mezhebinde cemaat nasıl kıraat edecek?

00:47:15

Hafi namazlarda öğle ve ikindi gibi hafi namazlarda hem Fatiha'yı hem Zammu sureyi okuyacak. İmam okuduğu gibi cemaat de okuyacak.

00:47:25

Cehri namazlarda ise imam efendi Fatiha'yı okuduktan sonra denk gelmişsinizdir böyle Kabe imamları da ona riayet eder. Biraz hafif bir beklerler değil mi? Bir dakika falan beklenir veya işte 40-45 saniye falan.

00:47:40

O esnada cemaat Fatiha suresini okuyacak. Zammu sure okumasına gerek yok bildiğim kadarıyla. Fatiha okuması yeterli. Fatiha çünkü farz ya.

00:47:51

Ama imam riayet etmezse mesela Hanefi mezhebinden bir imam cemaatte namaz kıldırıyor. Cemaatte şafiler var. İmam efendi Fatiha'yı okuyor hemen ardından Zammu sureyi geçiyor.

00:48:05

Cemaat orada yetişmeye çalışacak yani şafiler kendi içlerinden Fatiha suresini okuyarak farz, kendileri için farz olan kıraat emrini yerine getirecekler.

00:48:16

Ama hafi namazlarda şafi cemaat hem Fatiha'yı hem Zammu sureyi içinden okuyacak.

00:48:24

Şimdi namaza başladık. Birinci rekatta iftihar tekbirinden sonra Sübhaneke okuyoruz. Bunun hükmü de sünnettir. Sübhaneke ile başlamak namaza sünnet.

00:48:36

Hanefi mezhebinde Sübhaneke duası ile başlıyoruz. Burada da bir farklılık var.

00:48:40

Niye bu kadar çok ihtilaf var diye belki aklınıza geliyor mu? Bu kadar ihtilaflara girmek de belki çok doğru değil ama aramızda şafiler de olduğu için ona da değinmek iyi olur diye düşünüyorum.

00:48:50

Şafilerde bunların hepsinin delilleri var. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın sünnetinden emin olun 4 sünni mezhebinin hepsinde kendine göre delilleri var.

00:49:06

Mezheb imamları dediğimiz alimler bu deliller içerisinde bir tutarlılık çerçevesine riayet ederek tercihte bulunuyorlar. Onların yaptığı şey bu yani.

00:49:14

Kendiliklerinden bir şey ihlas etmiyorlar. Efendimizden gelen belli silsilelerle, belli fıkhi çizgilerde, belli şehirlerdeki gelenekler üzerinden gelen rivayetleri tercih ederek bir uygulama bütünlüğü oluşturmuşlar.

00:49:29

Şimdi o yüzden şafilerde mesela namaza başlandığında inni vecehtü vecihe lillezi feteras semavati vel arda hanifen ve ma ene minel müşrikin ayeti, tevcih duası diyorlar buna. Bu ayet okunmak suretiyle teveccüh duası.

00:49:44

Bu ayet okunur sonra fatihaya geçilir yani subhaneke'nin yerine onlar bu ayeti dua niyetine okuyorlar.

00:49:54

Şafilere göre besmele fatiha suresinden bir ayet olduğu için hatırlarsanız Semih hocamız dersinde bundan bahsetmişti.

00:50:02

Bismillahirrahmanirrahim fatiha suresine dahil bir ayet sayıldığı için besmelenin mutlaka şafi mezhebinde okunması gerekir. Hanefi mezhebinde müstahap hükmündedir.

00:50:13

En uzu besmele müstahap hükmündedir.

00:50:17

Farz namazların ilk iki rekatında diğer namazların her rekatında fatihadan sonra bir zammı sure okumak da yine vacip hükmünde biliyorsunuz.

00:50:30

Fatihada vacip, zammı sure okumak da vacip.

00:50:34

Şimdi bir insan yeni Müslüman oldu. Gayri Arap değil ve Arap olsa da Kur'an'dan herhangi bir ayeti henüz öğrenmiş değil.

00:50:46

Bu çok önemli bir mesele. Elhamdülillah bugün artık Avrupa'da Amerika'da dünyanın muhtelif bölgelerinde her gün birileri Müslüman oluyor.

00:50:58

İletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte Allah'a şükür.

00:51:03

Her gün aramızda yeni Müslümanlar, mühtediler katılıyor. Allah daim eylesin.

00:51:08

Şimdi mesela bir insan Güney Amerika'da bir köyde bir yerde birisi geldi tebliğde bulundu.

00:51:14

Müslüman oldu. Daha ne Arapça biliyor, ne Kur'an biliyor. Hiçbir şey bilmiyor.

00:51:20

Şimdi bu kişi nasıl namaz kılacak?

00:51:23

Şeyi öğrendi. Ayakta durmayı, kıyamı, rükuyu, secdeyi öğrendi.

00:51:30

Ama o doğayı öğrenmesi için, sureleri öğrenmesi için henüz vakti var.

00:51:35

Nasıl okuyacak?

00:51:37

Şimdi burada İmam-ı Azam Hazretleri diyor ki Kur'an-ı Kerim'in asıl olan nazmı değil manasıdır.

00:51:48

Kur'an-ı Kerim nedir?

00:51:55

Şimdi kıraatte biz Kur'an-ı Kerim okuyoruz. Peki Kur'an nedir?

00:51:59

Bu soruya İmam-ı Azam Hazretleri diyor ki Kur'an manadır.

00:52:03

Asıl olan Kur'an'ın manasıdır.

00:52:06

Dolayısıyla bu manayı tam olarak, o mümkün değil de en yaklaşık şekliyle diyelim, diğer dillerde hangi kelimeler, hangi lafızlarla eğer ifade edebiliyor isek,

00:52:20

o lafızları kullanmak suretiyle namazı kılabiliriz.

00:52:23

Anlaşıldı mı?

00:52:25

Yani diğer dillerde kıraat edebiliriz diyor İmam-ı Azam Hazretleri.

00:52:29

Bunun da işte Fatiha üzerinden örneğini veriyorlar.

00:52:32

Fatiha suresini kendi dilimdeki mealini okumak suretiyle namazını kılabilir.

00:52:38

Bunu Hanefi mezhebinin diğer alimleri, yani Ebu Hanefi hariç diğer ulemamız, bunu sadece zaruret haliyle kayıtlı kabul ediyorlar.

00:52:50

Yani yeni Müslüman olduğu, henüz bir şey daha ezberinde değil, ezberleyeni öğrenene kadar geçici bir ruhsat olarak bunu yapabilir ama öğrendiği andan itibaren aslında mutlaka orijinalinden okuması lazım.

00:53:05

Çünkü onlar diyorlar ki Kur'an-ı Kerim, Mustafa'da okuduğumuz metnin hem lafzı hem de manasıdır.

00:53:12

Yani Kur'an-ı Kerim sadece manadan ibaret değildir.

00:53:15

Lafız artı manadır.

00:53:17

Dolayısıyla bir an önce bunun öğrenilmesi, yani namazda farz kıraati yerine getirecek kadar bir miktar,

00:53:26

bu bir suret olabilir, kısa bir suret olabilir, bir ayet-i kerime de olabilir, öğrenilmesi gerekir.

00:53:32

Diğer mezheplerde zaten Fatiha okumak farz olduğu için, yeni Müslüman olan bir kimsenin evvel emirde yapması gereken şey, Fatiha suresini ezberlemek.

00:53:48

Peki, henüz Fatihayı ezberleyemediyse, veyahut da bir türlü ezberleyemiyor değil mi?

00:53:54

Dili dönmüyor, vakit alıyor yani.

00:53:56

Ne yapacak o esnada?

00:53:58

İşte Allah, Allah, Allah diyecek.

00:54:01

Fatiha Hanefi mezhebinde problem yok.

00:54:03

Başka daha kısa bir ayet-i kerime veya daha kısa bir sureyle de farz olan kıraati yerine getirebilir.

00:54:10

Ama vacibi terk ettiği için sevr secdesi yapacak.

00:54:13

Buna da gücü yetmiyorsa, Allah, Allah, Allah demek suretiyle,

00:54:18

Kur'an-ı Kerim'den bir sure öğrenene kadar, kıraat farzını bu şekilde yerine getirecek.

00:54:31

Bir iki mesele kaldı onlardan söyleyene.

00:54:37

Şimdi, Kıraatin de biliyorsunuz adabı var.

00:54:43

Rekatlarda peş peşe Fatihadan sonra zammı sure okunurken, Kur'an-ı Kerim'deki tertibe riayet ederek okumamız gerekiyor biliyorsunuz.

00:54:55

İşte özellikle Fil suresinden aşağı sahne genelde böyle okunur ya, oradaki tertibe riayet ederek okumak lazım.

00:55:02

Yani sureleri takdim tehir ederek okumak mekruhtur.

00:55:06

İlk rekatta işte Kureyş suresi, ikinci rekatta Fil suresi okumak mekruhtur.

00:55:11

Sünnete uygun olan müstahap hükmünde olan şey, önce işte ilk rekatta Kur'an-ı Kerim'de sıralamada önce olan, ikinci rekatta sonra olanı okumak.

00:55:22

Keza atlayarak okumak da mekruhtur.

00:55:25

Birinci rekatta işte Fil suresi, ikinci rekatta işte Kureyş'e atlayarak, işte Elayet-i Elleziyü Kezü'l-Din'e geçmek bu da mekruhtur.

00:55:35

Kur'an-ı Kerim'deki sıraya riayet ederek okumamız lazım.

00:55:38

Yani illa sırayla okumamız lazım değil ama,

00:55:40

takdim tehir veya atlayarak okumak mekruh.

00:55:45

Eğer ilk rekatta bir ayet okuduysak, yani Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir suresinden bir ayet, birkaç ayet okuduk.

00:55:56

Yani tam bir sure okumadık.

00:55:59

İşte Ayet-i Kürsü okuduk mesela,

00:56:01

Aminen Resul okuduk, işte Huvallahu Lezi gibi böyle hani, aşırı diyebileceğimiz birkaç ayet okuduk.

00:56:08

İkinci rekatta tam sure okumamalıyız.

00:56:11

Bu da yine kıraatın adabındandır.

00:56:13

Yani okursak namaz olmaz mı? Olur.

00:56:16

Olur illa ki ama adabına, müstahaplarına riayet etmemiş oluruz.

00:56:20

Yani ilk rekatta tam sure okuduysak, ikinci rekatta tek ayet okuyabiliriz.

00:56:26

Ama ilk rekatta tek ayet okuduysak,

00:56:29

tek veya birkaç ayet okuduysak, ikinci rekatta tam sure okumamak lazım.

00:56:35

Tam okurken sureye başladık aklımıza geldi, sureyi eksik bırakalım.

00:56:39

Son ayeti okumayalım.

00:56:40

Böylelikle bu mekruhtan da sakınmış oluruz.

00:56:45

Uzun ayetleri ikiye bölerek okumak da caizdir.

00:56:49

Mesela Ayet-el Kürsi gibi çok uzun ayetlerde de iki rekata, yarısını ilk rekatta, ikinci yarısını ikinci rekatta okumak da caizdir.

00:56:56

Ama çok tavsiye edilen bir şey değil.

00:57:00

Tam ayetleri tam olarak bitirmek daha doğru rekatlarda.

00:57:07

İşte belli namazlarda, belli surelerin okunmasıyla ilgili de biliyorsunuz, tavsiyeler, müstahap hükmünde şeyler var.

00:57:16

Efendimiz'in sünnetinden hareketli.

00:57:18

Mesela sabah namazının sünnetinde ilk rekatta kafirun,

00:57:22

ikinci rekatta ihlas.

00:57:25

Bu da müstahaptır.

00:57:26

Efendimiz'in böyle okuduğunu biliyoruz.

00:57:29

Ama her gün değil.

00:57:31

Her gün böyle okursak,

00:57:33

sanki o namazların bir bu gerekliliğiymiş, rüknüymüş gibi bir fikir veya kanaat oluşabilir.

00:57:38

Arada başka sureleri de okumak lazım.

00:57:41

Namazlara belli sureleri tayin etmek de mekruhtur.

00:57:47

Mesela sabah namazına şu sureler,

00:57:50

öğle namazına şu sureler, ikinci namazına şu surelerle sürekli bunlar okumak da bu da mekruhtur.

00:57:55

Yani Kur'an-ı Kerim içinden belli ayetlere, böyle özel muamele de bulunur gibi adeta oluyor.

00:58:00

O yüzden bu da çok hoş görülmüyor.

00:58:04

Miktar, kıraatlerle ilgili bazı miktarlarla ilgili şeyler var.

00:58:07

Onları inşallah önümüzdeki dersin başında zikredelim.

00:58:10

Birkaç mesele kaldı.

00:58:11

Şimdi biraz uzattık.

00:58:12

Önümüzdeki hafta inşallah kıraatle ilgili birkaç mesele.

00:58:15

Ardından rüku, secde ve kaade farzları var.

00:58:22

İmkanımız ölçüsünce, vakit elverdiği ölçüde inşallah devam edeceğiz.

00:58:27

Ve ahiru da'vana enilhamdülillahi rabbil alemin.

Henüz ders özeti eklenmemiştir.
0:00 -0:00