Mecelle - Küllî Kâideler

— 16. Ders —
Ders Sayfasına Dönün
0:00 0:00

Paylaş:

27 İzlenme

Kaldığınız yerden devam etmek için üye olabilirsiniz
Platformumuza üye olarak, derslere kaldığınız yerden devam ederek takip edebilirsiniz.
Üye girişi yapın veya yeni kayıt oluşturun.


Ders Tarihi: 27 Kasım 2025

#21 Küllî Kâide - Zaruretler memnu olan şeyleri mübah kılar

Geçen ders

19. kaide:

Zarar ve mukabele bizzarar yoktur

20. kaide
zarar izake olunur.

bugün

21. kaide

Zaruretler memnu olan şeyleri mübah kılar

 

00:00:00

Bismillahirrahmanirrahim.

00:00:02

Euzubillahimineşşeytanirracim.

00:00:04

Bismillahirrahmanirrahim.

00:00:06

Elhamdülillahi rabbil alemin.

00:00:08

Vessalatü vesselamu ala rasulina muhammedin

00:00:10

ve ala alihi ve sahbihi ecma'in.

00:00:12

Ve bihi nesta'in.

00:00:14

Allahümme allimna ma yenfa'una benfa'una bima allemtena enneke entel alimul hakim.

00:00:20

Ve erinel haqqa haqqan ve rzuqna itteba'ah.

00:00:22

Ve erinel batile batilan ve rzuqna ictinabah. Ve cealna mimen yestemiunel qawla fe yettibiune ahsene. Amin.

00:00:30

Sallu ala rasulina muhammed.

00:00:34

Sallu ala tabibi kulubina muhammed.

00:00:38

Sallu ala şefii zunubina muhammed.

00:00:42

Amin.

00:00:44

Mecellenin kavaydi külliyesinden devam ediyoruz.

00:00:48

Geçtiğimiz derste 19. ve 20.

00:00:50

kaideleri okumuş idik.

00:00:52

19. madde zarar ve mukabele zarar yoktur. Bu madde, bu kaide Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın

00:01:02

bir hadisi şerifinin aslında tercümesi oluyor.

00:01:06

Efendimiz la darara ve la drara buyurmuşlar.

00:01:10

Yani baştan, iptidaen

00:01:12

bir insanın başka bir insana bir kişinin başka bir kişiye iptidaen zarar vermeye hakkı olmadığı gibi zarara uğrayan tarafın da

00:01:22

karşılık olarak zarardan intikam almak adına karşılık olarak zarar vermeye de hakkı yoktur. Yani bir zarara uğrandığında bunun

00:01:32

hukuki olarak tazmini yoluna gidilmelidir. Yani kişiler kendiliklerinden zararın karşılığında bir zarar verme yoluna müracaat edemezler. Bunu

00:01:42

Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam neyi etmişler?

00:01:44

La darara ve la drara zarar yoktur ve mukabele bir zarar yoktur. Yani zarara zararla da karşılık verilmez.

00:01:52

Bir sonraki kaide de yine bunun devamı mahiyetinde addararı yüzel kaidesi yani zarar izale olunur. Mevcut bir zararın

00:02:02

mutlaka giderilmesi gerekir.

00:02:04

Bununla ilgili düzenlemeleri ihtiva eden bir kaideydi.

00:02:08

Şimdi bugün inşallah 21. kaideyi şerh etmeye gayret edeceğiz.

00:02:12

Bu da zaruretler memnu olan şeyleri mübah kılar manasında bir kaide addarurat tubihul mahzurat

00:02:22

Arapçası bu şekilde addarurat tubihul mahzurat zaruretler memnu olan şeyleri mübah kılar. Yani bir zaruret hali var ise

00:02:32

memnu olan, yasaklanmış olan, asli hükmü itibariyle yasak olan bir şey o zarurete binaen mübah hale gelir.

00:02:42

Kişinin içine düştüğü durumlar haramlar ve helallerle alakası bakımından 3 dereceye ayrılıyor. İşte zaruret

00:02:52

dediğimiz durumlar var.

00:02:54

Hacet dediğimiz durumlar var. Bir de tezin.

00:02:56

Tezini dediğimiz durumlar var. Zaruret nedir?

00:03:00

Zaruret kişinin

00:03:02

hayatı kendisine bağlı olan, yaşamın kendisine bağlı olduğu, yani ihlal edildiği takdirde hayata son verme riskinin

00:03:12

ortaya çıktığı veyahut da hayatı son vermese de yani kişinin ölümüne götürmese de hayatını ciddi manada zorlaştıracak. Yani yaşamını selamet içerisinde

00:03:22

sağlıklı bir şekilde sürdürmesini ciddi manada riske edecek, tehlike altına alacak olan durumlara zaruret deniyor. Böyle olmayan yani bunun altında

00:03:32

ama genel olarak bütün insanlar tek tek fertlerin değil de bütün olarak insanlığın bilküllüye baktığımızda ciddi manada gerek duyduğu, yine yaşamı

00:03:42

selametle vasat bir hayat standartı içerisinde sürdürmek için ihtiyaç duyulan şeylere de hacet deniyor.

00:03:50

Yani zaruret olmazsa olmaz

00:03:52

şeyler, haceti bunun bir derece altında ama yine genel olarak ihtiyaç duyulan şeyler.

00:03:58

Tezini olanlar da böyle olmayanlar.

00:04:00

Bunlara tekmiliyat da denir, işte

00:04:02

tahziniyat da denir, teziniyat da denir. Yani zaruret veya hacet derecesinde olmayan onların daha da altında olan

00:04:12

hükümlere, ihtiyaçlara yani gereklere de tahziniyat veya teziniyat denir.

00:04:18

Şimdi bu kaide insanların gerek fert fert

00:04:22

gerekse bazen böyle bütün toplumu ilgilendirecek şekilde veya kurumsal bir takım düzenlemeler yapılacak şekilde bazı asli

00:04:32

hükmü itibariyle haram olan bazı muamelelerin, bazı fiillerin kullanılması yasak olan bazı nesnelerin kullanımı gibi, yapılması yasak olan, haram olan bazı muamelelere

00:04:42

müracaat edilmesi gibi zaruret arz eden durumlarda asli hükmü haram olan şeylerin mübah hale gelebileceğini gösteriyor.

00:04:52

Bu sonra inşallah önümüzdeki hafta okuyacağımız maddede de bunu yine takit eden yani bunu yine sınırlandıran, çerçevesini çizen bir kaide daha okuyacağız.

00:05:02

O da zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur. Orada da inşallah göreceğimiz üzere yani zaruret ortaya çıktığında bir kimse zaruretle karşı karşıya geldiğinde

00:05:12

azimet hükmü olan haramlık geçici olarak yani o zaruretin arz ettiği sınırlar içerisinde mübah hale

00:05:22

caiz hale serbest hale gelebiliyor.

00:05:26

Şimdi bu açıdan yani zaruret durumunda haramlığın ortadan kalkması, yasaklığın

00:05:32

ortadan kalkması açısından fiiller üçe ayrılıyor.

00:05:36

Birincisi hiçbir şekilde haramlığı ortadan kalkmayan fiiller. Şimdi bu

00:05:42

kaideye koyduk ama bu mutlak bir kaide değil. Yani zaruretler memnu olan şeyleri, yasak olan şeyleri mübah kılar. Bu hiçbir surette yani istisnası olmayan

00:05:52

bir kaide değil. Yani mutlak bir geçerliliğe sahip her halükarda her durum ve şartta geçerlilik arz eden bir kaide değil.

00:06:00

Bunu şimdi üç kısımda

00:06:02

ele alacağız. Birinci haramlar yani memnu dediğimiz yasak dediğimiz bir takım fiiller var ki bunlar hiçbir durumda değişiklik arz etmez.

00:06:12

Yani zarureti ister zaruret derecesinde olsun ister hacet derecesinde olsun yani kişinin karşı karşıya kaldığı durumun derecesi ne olursa olsun hiçbir şekilde

00:06:22

ruhsat hükmü ortaya çıkmaz. Bunun mesela örneği başkasını öldürmek.

00:06:28

Şimdi birisi size silah doğrul diyor. Diyor ki git

00:06:32

Alanca'yı öldür.

00:06:34

Eğer onu öldürmezsen işte seni öldürürüm veya işte eşini öldürürüm çocuğunu öldürürüm çocuğunu öldürürüm işte kendisi veya birinci

00:06:42

dereceden yakınlarının hayatıyla canıyla tehdit etmek suretiyle bir kişiyi caiz olmayan bu şekilde caiz olmayan bir fiili

00:06:52

yapmaya zorluyor. Buna ne diyoruz?

00:06:54

İkrah değil mi? Zorlama.

00:06:56

Şimdi ikrah altında olsa dahi bir insan başka bir insanın canına

00:07:02

kast edemez. Yani ne onu öldürebilir ne de uzuvlarında kalıcı hasara yol açacak şekilde ona zarar verebilir saldırabilir.

00:07:10

Yani öldürmek zaten

00:07:12

caiz değil. Zaruret halinde de caiz değil. Yaralamak caiz değil. Zaruret halinde de caiz değil. İşte uzuvlara kalıcı veya işlev kaybına

00:07:22

yol açacak şekilde zarar vermek sair hallerde caiz olmadığı gibi zaruret hallerinde de caiz değil. Niye?

00:07:30

Çünkü insanların canı

00:07:32

birbirine eşit. Yani hiçbir insanın hayatı bir diğerinden daha üstün, bir diğerinden daha kıymetli olmadığı için kişi ikrah altında yani canıyla

00:07:42

tehdit edilse, hayatıyla tehdit edilse dahi gidip bir başkasını öldürmesi caiz olmaz.

00:07:48

Şimdi buna ikrah diyoruz.

00:07:50

Zorlama diyoruz. İkrah kendi

00:07:52

içinde ikiye ayrılıyor. Yani ikrah aslında bir ehliyet arızasıdır.

00:07:56

Yani kişi bilerek, isteyerek yapmadığı, yapmak zorunda kaldığı

00:08:02

bir takım fiillerden ötürü her zaman muahhaze edilmez.

00:08:06

Yani her zaman sorguya çekilmez.

00:08:08

Hukuken ve şer'an işte uhrevi olarak ve de dünyevi

00:08:12

olarak her zaman sorumluluğu doğmaz. Ama bu mutlak değil. Bazı durumlarda sorumluluk yine doğar, bazı durumlarda doğmaz. Şimdi ikrahın

00:08:22

derecesi açısından iki aşaması var. Yani bir mülci dediğimiz, zorlayıcı ikrah var.

00:08:28

Bir de mülci olmayan, yani kişiyi tamamen mecbur bırakmayan, zorlayıcı

00:08:32

olmayan ikrah var.

00:08:34

Mülci olmayan ikrah ne gibi?

00:08:36

İşte seni döverim, işte hapsederim, işte bir yerde alıkoyarım gibi kişinin

00:08:42

hayatını veya vücut bütünlüğünü tehdit etmeyecek derecede olan ikrahlara, yani tehdit de diyebiliriz buna işte bu tür zorlamalara ikrahı

00:08:52

gayri mülci deniyor.

00:08:54

Bu gibi durumlarda tabii ki hiçbir haram helal hale gelmez. Yani kişi dayak yememe korkusuyla, eziyete maruz kalmama korkusuyla

00:09:02

veya işte işinden atılmak gibi değil mi?

00:09:04

Bir takım maddi zararlara uğramamak gibi korkularla, bu gibi tehditlerle caiz olmayan bir şey işleyemez. Haram olan

00:09:12

bir fiili işleyemez.

00:09:14

İkrahı mülci dediğimiz, yani zorlayıcı ikrah kişinin hayatıyla tehdit edilmesi veya

00:09:22

elini keserim, kolunu keserim, işte gözünü oyarım gibi vücut bütünlüğünü ihlal edecek bir takım tehditlerle karşılaşması durumunda ya bizzat kendisinin veya

00:09:32

birinci derece yakınlarının bu gibi bir tehditle karşılaşması durumunda işte bazı fiiller caiz hale gelir değil mi? Mesela oruç tutuyordur değil mi? Orucunu bozabilir.

00:09:42

İşte namaz kılıyordur, namazını bırakabilir. Daha sonra kaza etmek üzere hayatını yani sürdürmek adına bu gibi durumlarda

00:09:52

bu tehditle karşılaştığı fiili işleyebilir. Ancak az önce söylediğimiz gibi bir takım yasaklar var ki, bir takım haramlar var ki en üst düzey

00:10:02

ikrah altında dahi olsa bunların işlenmesi caiz hale gelmez. Yani kişi kendi hayatını kurtarmak adına, kendi işte sağlığını temin etmek

00:10:12

adına bir başkasına gidip de zarar veremez.

00:10:18

Kimsenin canı bir diğerinden çünkü üstün değil.

00:10:22

Peki ikrah altında böyle bir

00:10:24

fiil işlendi diyelim. Yani caiz değil ama işlendi diyelim.

00:10:28

Burada ne gibi bir cezai müeyde doğacak? İşte burada suçun değil mi? Fiilin üç tarafı

00:10:34

oluyor. Bir fail dediğimiz kişi var. Yani ikrah altında kalarak suçu işleyen kişi var.

00:10:40

Bir zorlayan, mükrih dediğimiz o fiili

00:10:44

caiz olmayan fiili zorla işleten kişi var. Bir de işte mağdur olan taraf var. Yani birisi A şahsı, B şahsını zorladı.

00:10:52

Gitti, C şahsını öldürttü.

00:10:54

Bu durumda kısas veya diyet cezaları doğacak. Kısas kime tatbik edilecek? İşte öldüren kişiye mi tatbik edilecek? Yani ikrah altında

00:11:04

kalan kişiye mi tatbik edilecek?

00:11:06

Zorlayan, hakiki fail diyebileceğimiz yani fiilin gerçek müsebbibi diyebileceğimiz kişiye mi uygulanacak?

00:11:14

Yoksa her ikisine mi uygulanacak?

00:11:16

Bu gibi meselelerde fakirlerin bir takım böyle farklı iştahatları var.

00:11:22

Ebu Hanife Hazretleri diyor ki eğer

00:11:24

kişi salt alet konumuna kadar indiyse yani ikrah eden kişinin elinde ikrah eden, zorlayan kişinin elinde zorlanan kişi bir alet

00:11:34

mesabesine kadar düştüyse sanki kendisi bıçağı saplamamış da onu kullanarak saplatmış, onu kullanarak ateş ettirmiş. Bu dereceye kadar düştüyse Ebu Hanife Hazretlerine

00:11:44

göre burada kısas faile değil, yani ikrah altında bu fiili işleyen kimseye değil ama zorlayan gerçek müsebbibi olan kimseye

00:11:54

kısas tatbik edilir diyor.

00:11:56

Evet, yani ed-darurattu bihil-mahzurat zaruretler, mahzur olan şeyleri yasak olan şeyleri mübahkılar

00:12:04

ama bu mutlak bir hüküm değil.

00:12:06

A şıkkı dedik, değil mi?

00:12:08

Zaruret halinde dahi caiz olmayan bir takım fiiller var.

00:12:12

Şimdi bunun ikinci

00:12:14

kısmı, yani zaruret durumunda sağgıt olan bir takım fiiller.

00:12:20

Yani esas kaidenin gerçek şimdi örneğine geldik. Yani zaruret

00:12:24

durumunda işlenmesi caiz hale gelen, yani hürmeti haramlı kalkan. Bu da işte meşhur bildiğiniz malumunuz olan örnek, kişi

00:12:34

eğer aç kaldıysa ölümle yüz yüze geldiyse sağlığını hayatiyetini sürdürecek kadar haram olan nesnelerden

00:12:44

tenavül edebilir. Yani işte haram olan bir içki, değil mi?

00:12:48

Susuzluktan kurtulmak adına, yani ölmemek adına.

00:12:52

Haram olan işte bir murdar bir hayvan

00:12:54

etinden, işte haram kılınan yine bir takım hayvanların veya nesnelerin etlerinden istifade etmek suretiyle, onlardan yani yemek suretiyle hayatını

00:13:04

sürdürmesi caiz ve hatta gereklidir.

00:13:08

Canın muhafazası da şeriatın makasızlığından olduğu için bu gibi durumlarda hürmet

00:13:14

yani haramlık ortadan kalkar. Ama bunun iki şeyi var.

00:13:18

İki kıstası var.

00:13:22

Ayet-i Kerime'de buyurulduğu üzere böyle zaruret durumunda

00:13:26

karşılaşan, zaruretle karşılaşan kimsenin haddi aşmadan ve harama yönelik hiçbir niyet, hiçbir kasıt yani gönlünde hiçbir böyle teşviş

00:13:36

olmaksızın, tamamen mecburiyet altında kaldığı hissiyle hareket etmesi gerekiyor. Yani hayatını kurtaracak kadar çok sınırlı bir şekilde

00:13:46

ve hiçbir nefsani istek duymadan, zaruret hükmünden istifadeyle haramları burada tenavül edebilir. Yani zaruret durumunda

00:13:56

ortadan kalkan haramlığın hükmü bu şekilde.

00:14:00

Bir de bunun üçüncü kısmı, yani zaruret durumunda caiz hale gelen bir takım

00:14:06

fiiller de var ama bunlar az önce söylediğimizden farkı, dünyevi bir sorumluluk beraberinde getiriyor.

00:14:14

Mesela

00:14:16

hayatını kurtarmak için haram bir nesneyi kullanan kimsenin dünyevi herhangi bir mesuliyeti yok.

00:14:22

Yani mahkemeye çıktığında cezası yok.

00:14:24

Dünyevi herhangi bir uhrevi

00:14:26

olduğu gibi dünyevi de herhangi bir mesuliyeti yok.

00:14:30

Ama üçüncü kısmı, yani yine zaruret durumunda caiz hale gelen bir takım fiiller vardır ama bu

00:14:36

dünyevi mesuliyeti de beraberinde getirir.

00:14:38

Ne gibi? Yine aç kalan bir kimse, mecbur kalmış, zaruret durumunda gidip bir başkasının

00:14:46

eğer malını tüketirse, bir başkasının yemeğinden yer, bir başkasının ekmeğinden yer, bir başkasının

00:14:56

bahçesinden ürünleri alır. Caiz midir?

00:15:00

Caizdir. Yani hayatını kurtarmak adına ölmemek adına böyle bir şey yapması caizdir ama

00:15:06

bu durumda dünyevi mesuliyet yani hukuki mesuliyet doğar.

00:15:10

O kullandığı kadar malın değeri neyse, kıymeti neyse işte maddi bedeli

00:15:16

neyse onu sahibine tazmin etmesi gerekir.

00:15:20

Yani ben zaruret durumunda kaldım değil mi? Ben işte ne yaparsam caiz, zaruretler

00:15:26

mahsurları ortadan kaldırır.

00:15:28

O zaman benim burada hiçbir mesuliyetim yok.

00:15:30

Denemez. Yine inşallah ileride okuyacağımız bir diğer kaide de bunu düzenliyor.

00:15:36

Izdırar, gayrın hakkını iptal etmez. Bu da önemli bir ilke.

00:15:40

Izdırar hali yani mecburiyet hali, zaruret hali başkasının hakkının

00:15:46

iptaline bir kapı aralamaz. Mutlaka yani zaruret halinde olsa dahi bir başkasının malından bir başkasının mülkünden istifade edildiyse

00:15:56

onun tazmin edilmesi gerekir. Evet.

00:16:00

Bugünkü kaidemizin şerhi bu şekilde. İnşallah önümüzdeki hafta zaruretler kendi miktarlarınca

00:16:06

takdir olunur kaidesinden devam edeceğiz.

00:16:10

Rabbim helal dairenin dışına çıkma, helal dairenin içerisinde kalarak hiçbir şekilde

00:16:16

haramlara muhtaç kalmadan hayatımızı sürdürmeyi bizlere nasip eylesin.

00:16:24

Amin.

00:16:26

Allahümme

00:16:28

salli ala seyyidina Muhammed.

0:00 -0:00