İlm-i Hâl

— 1. Ders —
Ders Sayfasına Dönün
0:00 0:00
 
 
2. Ders

Paylaş:

234 İzlenme

Kaldığınız yerden devam etmek için üye olabilirsiniz
Platformumuza üye olarak, derslere kaldığınız yerden devam ederek takip edebilirsiniz.
Üye girişi yapın veya yeni kayıt oluşturun.


Ders Tarihi: 7 Ocak 2023

Tahâret ve Suların Taksimi
00:00:00

Elhamdülillâhi Rabbil alemin, es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidina Muhammedin es-sâdiq, el-va'd, el-emîn.
Elhamdülillâhi Rabbil alemin, es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidina Muhammedin es-sâdiq, el-va'd, el-emîn.
Elhamdülillâhi Rabbil alemin, es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidina Muhammedin es-sâdiq, el-va'd, el-emîn.

00:02:49

Bu fiiller kime karşı işleniyor, hangi kasıtla, hangi amaçla işleniyor? O açıdan baktığımızda da karşımıza ibadetler diye bir konu çıkıyor. Bu itibarla insandan sadır olan, insanın işlediği davranışlar içerisinde öncelikli olanlar ibadetler. Ardından muamelat kabilinden, günümüzde hukuk deyince daha çok anladığımız hukuki ilişkileri teşkil eden davranışlar.

00:03:16

Sonra da hukuka aykırı, cezai müeydiye gerektiren davranışlar.

00:03:20

Bu yüzden fakirler, fıkhın konularını esas itibarıyla üçe arıyorlar.

00:03:24

İbadetlerle ilgili konular, muamelatla ilgili konular ve ceza hukukuyla ilgili konular şeklinde.

00:03:30

İnsanın eylemler içerisinde de en üstün olan hangisidir diye baktığımızda, kuşkuşuz bunun cevabı ibadetler.

00:03:38

İnsan, dünyevi hazların ihtiyaçlarını gidermek için de fiillerde bulunabilir.

00:03:44

Cenab-ı Allah'ın rızası için yani ahirete tahalluk edecek şekilde fiillerde, davranışlarda da bulunabilir.

00:03:50

Tabi ki bunlardan üstün olan ibadetler.

00:03:52

O yüzden de fıkh kitaplarında ilk olarak ibadet konuları işlenir.

00:03:56

Yani fıkhı bir hukuk ilmi gibi düşünecek olursak, bunun konusunda, fıkhın konuları içerisinde en öncelikli konular, hem sıra bakımından hem de ehemmiyet bakımından en öncelikli konular ibadet konulardır.

00:04:10

Bu yüzden hangi dönemde yazılırsa yazılsın, hangi mezhebe göre, hangi alim kaleminden çıkmış olursa olsun fark etmez.

00:04:17

Herhangi bir fıkh kitabını elimize aldığımızda ilk karşımıza ibadet konularının çıkması da bundandır.

00:04:23

Tabi ibadetler de kendi içinde ala meratibihim sıralanıyor.

00:04:27

En yaygın, en üstün, herkesi de ilgilendirmesi itibariyle ilk akla gelen ibadet tabi ki namaz.

00:04:33

Ardından işte oruç, zekat ve hac diye devam ediyor.

00:04:38

Hac malumunuz daha az sayıda insanı ilgilendiriyor.

00:04:42

Zekat ona göre biraz daha geniş ama namaz ve oruca göre tabi zekat ve hacca muhatap olan, mükellef olan insanlar daha az.

00:04:51

O yüzden zekat, hac ileride en başta da namaz ve oruç konuları işleniyor.

00:04:57

Namaz da tabi taharetsiz, temizliksiz olmayacağı için namaz konularından önce kitaplarımızda, ilmihal kitaplarında, fıkıh kitaplarında ilk olarak taharet konuları işleniyor.

00:05:10

Taharet Türkçe'de de kullanıyoruz.

00:05:12

Bilindik bir kelime.

00:05:14

İşte Arapça'da temizlik anlamına geliyor.

00:05:17

Taharat aslında kitaplarda böyle geçer.

00:05:19

Arapça kitaplarda taharat yani birden fazla temizlik yolu var.

00:05:23

Tek bir temizlik yolu yok.

00:05:25

O yüzden yani taharet kitabı dediğimizde, taharet bölümü dediğimizde aslında temizlik yollarını kastetmiş oluyoruz.

00:05:31

Nedir bunlar? İşte abdest almaktır, gusül almaktır, teemmüm almaktır.

00:05:36

Hades'ten taharet olarak.

00:05:38

İşte yine necasetten taharet yolları da söz konusu.

00:05:42

Şimdi ibadet dedik.

00:05:45

İbadetlerle ilgili bir iki kavram daha var.

00:05:48

Onları da yine giriş kabiliyle söylemekte yarar var.

00:05:51

Şimdi gündelik dilde de kullanırız değil mi?

00:05:54

İbadet deriz, taat deriz, kurbet deriz.

00:05:57

Bunlar birbiriyle ilişkili kavramlar ama aralarında küçük farklar var.

00:06:01

Şimdi ibadet, bir kimse niyet üzere yaptığı ve kim için yaptığını bildiği davranışlara ibadet diyoruz.

00:06:10

Yani mabudumuzu bilerek, kime ibadet ettiğimizin farkında olarak bilerek ve niyet taşıyarak yaptığımız davranışlara ibadet deniyor.

00:06:20

Şimdi taat böyle değil.

00:06:22

Mesela taat kelimesi de ibadet anlamında kullanılır ama o biraz daha farklı.

00:06:26

Taat kelimesi de Türkçe'de biraz daha itaat etmek diye çevirebiliriz.

00:06:31

Bu Cenab-ı Allah'a itaat de olabilir.

00:06:33

Başka bir faniye itaat de olabilir.

00:06:36

Ama eğer Cenab-ı Allah için yapılıyorsa, Kur'an okumak gibi mesela, niyet olsun olmasın.

00:06:43

Kur'an okumaya başlarken mesela ibadet niyeti taşıyalım taşımayalım fark etmez.

00:06:47

Bu yine taat olur. Yani Allah'ın izniyle sevap kazandırır.

00:06:50

Ama bir ibadette işte namaz gibi, oruç gibi, zekat gibi, haç gibi bu ibadetlerde mutlaka niyet taşımak gerekiyor.

00:06:58

Bir de kurbet kelimesi var.

00:07:01

Kurbet de yine yani daha en genel anlamda işte sevap kazandıracak davranışlar diyebiliriz.

00:07:08

Burada da yine niyet ve bilme şartı yok.

00:07:13

Niyet aranmıyor. Mesela köle azat etmek, vakıf kurmak.

00:07:17

Şimdi köle yok tabi de, eskiden insanlar Allah rızası için köle azat ediyorlar.

00:07:21

Bu bir kurbettir. Vakıf kuruyorlar.

00:07:24

Hayır için, insanların yararı için vakıf tesis ediyorlar.

00:07:29

Bu da bir kurbet kapsamındadır.

00:07:32

Şimdi taharet konularına giriyoruz.

00:07:35

Bununla ilgili bir hadis-i şerif var.

00:07:38

Onu da inşallah okuyalım, biraz izah edelim ve esas taharet konularına sonrasında geçeriz.

00:07:44

Şimdi Hazreti Peygamber Efendimiz'den şöyle bir hadis rivayet ediliyor.

00:07:47

Çok güzel bir hadis gerçekten. Biraz uzunca ama başı taharet olduğu için önemli.

00:07:52

Hazreti Peygamber buyuruyor ki,

00:07:54

Et tahuru şatrul iman.

00:07:57

Taharet yani temizlik, imanın yarısıdır.

00:08:00

Şatır, burada şey yarısı, büyük parçası anlamına da gelebilir.

00:08:04

Yarısı diye tercüme ediliyor genelde.

00:08:06

Velhamdülillahi temleül mizan.

00:08:09

Elhamdülillah cümlesi, Allah'a hamd olsun cümlesi, mizanı doldurur.

00:08:13

Ve sübhanallahi velhamdülillahi temle ani ma beynes semavati vel altı.

00:08:18

Sübhanallah ve elhamdülillah cümlesi, Sübhanallah ve elhamdülillah ifadesi, semalar ve arzın arasını doldurur.

00:08:27

Yani o kadar büyük, faziletli dualardır.

00:08:30

Es salatu nur. Namaz bir nurdur.

00:08:34

Ve sadakatu burhanun, sadaka vermek bir burhandır, delildir, kesin delildir.

00:08:40

Ve sabru dıya'un, sabır bir nurdur, ışıktır.

00:08:45

Vel kur'ana hüccetun leke ev aleyke.

00:08:48

Kur'an bir hüccettir, delildir.

00:08:51

Ama lehinde de olabilir, aleyhinde de olabilir.

00:08:53

Yani Kur'an'ı lehimizde bir hüccette çevirmek de, aleyhimizde bir hüccette çevirmek de bizim elimizde mümkün.

00:08:59

Kullun nasi yağdu fe ba'i'un nefsehu fe mu'tibquha ev mubikuha.

00:09:05

Evet, hadisin sonu böyle bitiyor.

00:09:07

Bütün insanlar sabahleyin evlerinden çıkarlar.

00:09:10

Kimisi, herkes de nefsini satar.

00:09:13

Yani herkes evinden çıkar, nefsini satar.

00:09:16

Yani bir alışverişe girer, işte dünyayla alışverişe girer.

00:09:20

Kimisi nefsini kurtarır, kimisi de helak eder. Allah korusun.

00:09:24

Evet, inşallah biz kurtaranlardan oluruz.

00:09:26

Şimdi burada Efendimiz niye şatrul iman dedi?

00:09:30

Yani ettahuru şatrul iman.

00:09:32

Temizlik imanın yarısıdır.

00:09:35

Yani bu ne anlama geliyor?

00:09:36

Bunun üzerine ulema bir takım tesirlerde, izahlarda bulunmuşlar.

00:09:41

Diyorlar ki işte imanın iki vechesi vardır.

00:09:44

Zahiri vechesi vardır, batıni vechesi vardır.

00:09:47

Zahiri vechesi ibadetlerdir.

00:09:49

İbadetler içinde olmazsa olmaz taharet olduğu için, yani temizlik bütün ibadetlerin şartı olduğu için Efendimiz burada ettahur, şatrul iman, yani yarısıdır dedi.

00:10:02

Bir diğer izah, özel olarak, namazla ilgili olarak, yani ettahuru şatrul iman, temizlik imanın yarısıdır demek,

00:10:14

aslında temizlik namazın yarısıdır demek.

00:10:16

Çünkü iman kelimesi Kur'an-ı Kerim'de namaz anlamında da kullanılıyor.

00:10:20

İstediğiniz gibi bilen, gımâke'enallâhu liyıduy'â imânekum diye bir ayet-i kerime var Bakara suresinde.

00:10:27

Yani Allah-u Teala sizin imanlarınızı zayi edecek değildir.

00:10:30

Burada işte bu iman kelimesinin bu ayette namaz anlamında kullanıldığını biliyoruz.

00:10:35

Yani ettahuru şatrul iman demek, taharet imanın yarısıdır demek, aslında taharet namazın yarısıdır demek diye de anlaşılabilir.

00:10:45

Yine bir diğer izah da şöyle, imanın yarısıdır, temizlendiğimizde küçük günahlar,

00:10:57

Allah'ın izniyle temizlikle beraber küçük günahlar dökülür.

00:11:02

Esas hakiki imanla da büyük günahlar dökülür.

00:11:05

Bu itibarla yani temizlik imanın yarısı diye Efendimiz tarafından nitelenmiş diyor.

00:11:12

Bu lema-i kirâ.

00:11:14

Erçin Hocam hoş geldiniz.

00:11:16

Ettahuru şatrul iman hadisi üzerine biraz konuştuk.

00:11:19

İman, temizlik imanın yarısıdır. Ne anlama geliyor?

00:11:23

Şimdi taharet, temizlenmek demek ama böyle alalade bir temizlik değil tabi burada kastığımız.

00:11:30

Dini anlamda temizlik yani şer'i anlamda temizlik.

00:11:34

Bu da ne demek?

00:11:35

Belli azaları belli şekillerde yıkamak veya mess etmek suretinde olan bir temizlenme yoluna taharet diyoruz.

00:11:44

Osmanlıca ifadesiyle azai mahsusayı sıfat-ı mahsusa üzerine gasl eylemek diyorlar.

00:11:50

Yani belli azaları, organları belli şekillerde yıkamaya veya aranan mesihse mess etmeye taharet denir.

00:12:00

Şimdi taharet kimlere farz?

00:12:02

Mucubiyet şartlarına bakalım.

00:12:05

Taharet kimlere farz?

00:12:07

Birincisi tabi ki müslüman olanlara farz.

00:12:09

Bir ibadet mukaddemesi olduğu için yani ibadetler için aranan bir şart olduğu için taharet müslümanlara farz.

00:12:16

Bütün müslümanlara mı?

00:12:17

Değil.

00:12:18

Akil ve bali olan müslümanlara yani mükellef dediğimiz bülü uçağına girmiş.

00:12:24

Kız olsun erkek olsun bülü uçağına girmiş.

00:12:27

Aklı yerinde değil mi?

00:12:29

Bir akıl hastalığı taşımayan işte Mecnun, Matuh, Bunat gibi bir akıl hastalığı taşımayan akil ve bali her bir müslümana taharet vacip.

00:12:38

Başka şartları var mı?

00:12:40

Var.

00:12:41

Temizleyici nesneleri kullanabilecek durumda olmak.

00:12:44

Yani engelli olmamak, rahatsız olmamak, işte sudur, başka araç gereçlerdir.

00:12:50

Bunları eğer kullanabilecek durumdaysa o kimseye vacip oluyor, farz oluyor.

00:12:55

Bir diğer şartı hades üzere olmak.

00:12:58

Yani şu an elhamdülillah abdestliyiz.

00:13:00

Bize abdest farz değil.

00:13:02

Yani kalkıp ibadet edebiliriz, namaz kılabiliriz.

00:13:04

Ama ne zamanki abdestimiz bozulur, hades diyoruz ona, hades hali arz olur.

00:13:09

O takdirde yeniden işte bir namaz vakti geldiğinde, ibadet etmemiz gerektiğinde abdest almamız vacip oluyor.

00:13:17

Bir de hanımlara mahsus olarak haiz ve nifas gibi taharete aykırı bir durumda olmamak.

00:13:23

Yine bu da vücubiyet şartlarından.

00:13:25

Yani bir hanım işte özel günlerinde ona taharet farz değil.

00:13:28

Zaten yani alsa da yani şeri anlamda bir namaz kılmasına, oruç tutmasına yeterli olmayacak.

00:13:33

O yüzden bu hal üzere olmamak kaydı da yine vücubiyet şartlarından.

00:13:41

Sıhhat şartları, yani taharet ne zaman sahih olur?

00:13:45

Az önce saydığımız şartlar vücubiyet şartlarıydı.

00:13:48

Yani taharet ne zaman kimlere nasıl farz olur?

00:13:52

Şimdi söyleyeceklerim de nasıl sahih olur?

00:13:55

Yani nasıl yapılırsa yerine gelir.

00:13:58

Temizleyici şey işte bu su, evvel emirde su gibi bir nesnenin ilgili mahallenin tümünü kaplaması.

00:14:07

Mesela işte elimizi yıkamamız gerekiyorsa tamamını.

00:14:09

İşte yüzümüzü yıkamamız gerekiyorsa tamamını.

00:14:12

Ayağımızı yıkamamız gerekiyorsa keza tamamını yıkamak suretinde sahih olur.

00:14:16

Bir de yine taharete aykırı olan az önce söylediğimiz haiz, nifas gibi hallerin bulunmaması kaydıyla.

00:14:23

Yani bir hanımefendi özel günlerinde abdest alırsa teberrüken bunun bir anlamı vardır.

00:14:29

Yani şerri anlamda onu temiz hale getirmez.

00:14:32

Yani kalkıp da onunla namaz kılması, işte Kur'an okuması, Kur'an'ı Mustafa'da okunması caiz olmaz.

00:14:39

Evet, peki bunun hükmü nedir?

00:14:42

Yani temizlenmenin hükmü, taharet almanın hükmü.

00:14:45

Taharet deyince abdest demiyorum dikkat ederseniz.

00:14:48

Çünkü abdest olabilir, bu gusülde olabilir, teyemmümde olabilir.

00:14:51

Yani üçünü hepsine birlikte taharet diyoruz.

00:14:54

Nedir bunun hükmü?

00:14:57

Bir, eğer namaz kılacaksak farzdır.

00:15:00

Değil mi?

00:15:01

Ayet-i kerimeyi birazdan okuyacağım.

00:15:04

Namaz için farz.

00:15:06

Tavaf için bizim hanefi mezhebinde vacip.

00:15:09

Değil mi? Yani abdestli olmak tavafta vaciptir.

00:15:12

Uyuyacağız, sünnet.

00:15:15

Değil mi? Efendimiz abdestsiz hiç uyumadığı için bizim için de bu bir sünnet.

00:15:19

Geçen hafta konuştuk hatırlarsanız.

00:15:21

Mesela bir şeye niye sünnet diyoruz?

00:15:23

Efendimiz'den sadır olmuş.

00:15:25

Bizim için de bir yani imtisali değeri var.

00:15:28

Yani bizim de ona imtisal etmemiz, uymamız güzel.

00:15:31

Yani sevap kazandıracak Efendimiz'e uymamız her anlamda bizim için bir fazilet.

00:15:35

Ama bu bir zorunluluk değil.

00:15:37

Değil mi? Farz gibi, vacip gibi bir zorunluluk değil.

00:15:40

İşte o yüzden bunlara sünnet diyoruz.

00:15:43

Sonra bir yalan söyledik.

00:15:46

Allah muhafaza değil mi? Gıybet ettik.

00:15:48

Ağzımızdan kötü söz çıktı.

00:15:50

İşte malayani kelam ettik.

00:15:52

Kötü şiir örneği veriyorlar kitaplar.

00:15:54

Kötü şiirler yani böyle içinde çirkin sözlerin olduğu, günah kazandırabilecek sözlerin geçtiği bir takım şiirler, şarkılar söyledik.

00:16:03

Hemen peşinden bir tövbe niyetiyle abdest almak menduptur.

00:16:08

Keza bir Müslüman'ın sürekli abdestli olması bize de zaten tavsiye edilen bu.

00:16:16

Her daim Allah'ın izniyle yerimizi, ayağımızı yere abdestsiz basmamak.

00:16:21

Bu menduptur.

00:16:23

Bir de diyorlar ki Allah razı olsun.

00:16:26

Bir de şöyle bir husus var. Bu da çok ulemanın hassasiyetinden söyledikleri bir şey.

00:16:31

Yani bir insan ulemanın muhalefetinden de kaçınmak için sürekli abdestli olacak.

00:16:37

Bunun manası da şu.

00:16:38

Şimdi biliyorsunuz Hanefi mezharında kadın erkek teması, ten teması abdesti bozmuyor.

00:16:44

Ama şafileri de bozuyor.

00:16:46

O yüzden mesela özellikle imamlık yapacak kimseler için, bugün bir durumlar eğer olduysa sürekli abdest alınır.

00:16:52

Yani yeniden mihraba geçmeden önce abdest alması menduptur.

00:16:56

Kendi mezhebine göre sıkıntı yok tabii.

00:16:58

Yani kalkar, namaz kılar, kıldırır hiçbir problem yok.

00:17:00

Ama cemaatten şafiler varsa, onların da namazının sıhhatini, biraz daha hassasiyet gösterme babında yeniden abdest alması,

00:17:10

ulemanın muhalefetinden yani farklı mezhepler arasındaki bu gibi durumlardan da sakınma adına yeniden abdest alması menduptur.

00:17:17

Ama şart değil tabii ki.

00:17:20

Evet şimdi ne dedik?

00:17:22

Namaz için abdest farzdır.

00:17:24

Bunun da delili Maide suresinin 6. ayeti.

00:17:28

Maide suresi biliyorsunuz Musafta 5. sırada yer alıyor.

00:17:32

Orada Estaizübillah Ya eyyühellezine amenü izâ kumtum iles salâti diye başlayan bir ayet.

00:17:40

Ey iman edenler namaz kılmak için davrandığınızda, yani kalktığınızda tabii abdestiniz yoksa, o ayette geçmiyor ama öyle bir ifadeyi biz takdir ederek anlıyoruz.

00:17:51

Efendimizin tatbikatından hareketler.

00:17:53

Namaz kılmaya kalktığınızda eğer hades üzereyseniz, yani abdestiniz yoksa Fâsili ucûhekum

00:18:00

Önce yüzlerinizi yıkayın.

00:18:03

Ve eydiyekum ilel merâfikîn Ardından ellerinizi yıkayın.

00:18:08

Nereye kadar? Dirseklere kadar.

00:18:10

El Türkçe'de

00:18:12

tabii daha çok böyle işte bileğe kadarki kısma el diyebildiğimiz gibi değil mi?

00:18:16

Dirseğe kadar kısma hatta kola kadar kısma da el diyebiliyoruz.

00:18:20

Bu Arapça'da da böyle yani el ifadesi.

00:18:22

Türkçe'de yaygın kullanımda tabii bileğe kadar olan kısım el denir ama daha geniş kullanımlarla birlikte dediğim gibi kola kadar olan kısım veya

00:18:33

omuza kadar olan kısma da yine dirsek veya omuza kadar olan kısma da el denebiliyor.

00:18:39

Burada ayet-i kerimede de yani el dirseklere kadar diye tahdit edilmiş.

00:18:44

Sınırlandırılmış. Yani dirseklerin ötesi yıkama emrine dahil değil.

00:18:48

Üçüncüsü

00:18:50

Vem sahvu birûsikum Başlarınızı mesledin.

00:18:54

Demek ki abdest dediğim iki farklı şey var.

00:18:56

Bir yıkama fiili var, bir de mesletme fiili var.

00:18:59

Bunlar birbirinden farklı inşallah onlara değineceğiz.

00:19:02

Yıkamak ne demek? Mesletmek ne demek?

00:19:04

Başlarınızı mesledin.

00:19:06

Ve erculekum ilel kabeyn Ayaklarınızı da bu yandaki çipik kemiklere kadar değil mi?

00:19:13

İşte bu aşil tendön dedikleri, işte aşik kemiği dedikleri kemiğe kadar yıkayın.

00:19:19

Bunu pek çok mealde maalesef topuklara kadar yıkayın diye tercüme ediyorlar.

00:19:24

Bu doğru bir tercüme değil.

00:19:26

Topuk çünkü bildiğiniz üzere ayağın arka kısmına topak olan,

00:19:29

yani yuvarlak olan kısma topuk denir.

00:19:31

O yüzden bunu topuk diye değil, işte çıkıntı kemikler, aşik kemiklerine kadar diye tercüme etmek daha doğru olur.

00:19:40

Şimdi ayet-i kerimenin başlangıcı ilk tarafı

00:19:43

abdestle alakalı.

00:19:45

Maide suresinin 6. ayetinde okuyoruz.

00:19:48

Devamında da cenabet, cünüplükle ilgili hükümler var.

00:19:52

Ve inküntüm cünüben eğer cenabet üzereyseniz,

00:19:57

ne olabilir?

00:20:00

faiz, nifas hali olur, ihtilam hali olur, cinsi münasebet hali olur. Bu gibi durumlar yaşandıysa fettahherû Arının, tertemiz olun. İşte gusül alın demek.

00:20:11

Şimdi ayetin başındaki emirle buradaki emir değişti.

00:20:15

fettahherû yani temizlikte çok çok ileriye gidin demek. Yani bu Arapçada şöyle bir kaide vardır. Bir fiilde kullanılan harf sayısı arttıkça anlam da artar.

00:20:27

O yüzden yani bu fiil tefaül bahabından geliyor.

00:20:30

Yani böyle çok harf içeren bir fiil.

00:20:33

O yüzden anlamı da derecelenmiş, ziyadelenmiş. Yani gusül abdesti.

00:20:37

Cenab-ı Hakk'ta normal abdest kurtarmıyor. Gusül abdesti almak gerekiyor.

00:20:42

Ve inküntüm merda ev alâ seferi.

00:20:45

Şimdi burada da istisnai durumlar. Ayetin geri kalan kısmında istisnai durumları Cenab-ı Allah buyuruyor.

00:20:51

Eğer hastaysanız veyahut da seferiyseniz merda ev alâ sefer.

00:20:57

ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâ meslûmun nisâe felem tecidû mâe Hastaysak, seferdeysek büyük abdestimizi bozduk geldik. Kadınlarla işte münasebete girdik.

00:21:11

felem tecidû mâen ama su bulamadık.

00:21:14

Ne yapacağız o zaman? fe teyemmüm.

00:21:17

Evet teyemmüm alın. sa'iden tayyibâ. Temiz kara parçalarından, toprak parçalarından teyemmüm alın. Bakın çok kısa bir ayette

00:21:25

Cenab-ı Allah hem abdestin farzlarını, hem guslü hem de teyemmümü bize beyan buyurdu.

00:21:32

Teyemmümde nasıl alacağız? femsahû bivucuhukum ve eydikum minhû Yüzlerinizi ve ellerinizi

00:21:41

mesletmek suretiyle teyemmümü işte bu temiz toprak parçasından mesletmek suretiyle alın.

00:21:47

Şimdi ayetin sonuna da çok gerçekten dikkatimi ucuyup mâ yuridullâhu liyece'ale aleykum minhârac Yani bunlar nereden çıktı diye de düşünmeyin yani tabiri caizse.

00:21:58

Böyle sorulabilecek bir soruya Allah-u Teala cevap veriyor.

00:22:01

Yani böyle işte abdest almakmış, teyemmümmüş, gusülmüş hani böyle şeyler nereden çıktı diye de düşünmeyin.

00:22:07

Cenab-ı Allah bunları emretmekle size bir zorluk çıkarmak muradında değildir.

00:22:13

Yani temizlenme bir zorluk olarak, bir tekellif olarak görülmemeli. Tam tersine bir nimetin aslında şükrünün ifasıdır temizlik.

00:22:22

Mesela niye abdest gerekiyor? Mesela uyuduk.

00:22:28

Değil mi? Uyuma bir nimet.

00:22:30

O nimetten ötürü abdestimiz, işte abdest almamız yani şükür aslında. Yani o nimet karşılığında bir şükür kabiliyinden abdest alıyoruz.

00:22:36

İşte def-i hacet giderdik değil mi? Çok büyük bir nimet.

00:22:40

Rahatladı vücudumuz. İşte onun bir anlamda şükrü

00:22:43

olmak üzere abdest almak, temizlenmek gerekiyor.

00:22:50

Yani Cenab-ı Allah size bir zorluk koymak muradında değildir. Bilakis,

00:22:55

وَلَاكِنْ يُر۪يدُ ل۪ي تَح۪يرَكُمْ وَل۪ي يُت۪يمَ ن۪عْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ Bilakis, Allah sizi temizlemek murad eder.

00:23:05

Ve üzerinize olan nimetini tamamlamayı

00:23:08

murad eder. İnşallah, umulur ki şükredenlerden olursunuz. Evet, çok gerçekten güzel bir diğer ayetler gibi tabi. Bu da çok güzel, çok yüce bir ayeti kerimi. Evet, şimdi bu

00:23:22

abdestle ilgili abdest, kusur, teyemmüm, üçünün de yer aldığı ayeti kerime tekrar edelim. Maide suresinin altıncı ayeti.

00:23:31

Yine taharetle ilgili bir diğer ayet daha var Kur'an-ı Kerim'de.

00:23:34

Buna da değinelim.

00:23:36

Estaizu billah, يَا اَيُّهَا الْمُدَّسِّرِ كُمْ فَاَنْزِسُ وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ وَثِيَابَكَ فَتَحِّرْ وَالرُّجْزَ فَهْجُرْ Şimdi bu, Müddessir suresi, malumunuz,

00:23:51

Müddessir suresinin ilk beş ayeti.

00:23:54

Müddessir suresi Mekke döneminde nazil olan surelerden ve Nujuz suresi itibariyle de beşinci sure. Yani ilk inen ayet, aslında şu okuduğum ayet, Efendimiz'e inen ilk ayetler içerisinde yer alıyor.

00:24:06

Malumunuz, ilk Alak suresi nazil oldu.

00:24:09

İlk beş ayeti. Ardından Kalem suresi, Müzzemmil suresi, Müddessir suresi ve Fatiha suresi.

00:24:15

İlk inen beş sure bunlardır.

00:24:18

Yani Fatiha suresinden önce inen bir

00:24:22

sureden bahsediyoruz.

00:24:25

Tekrar edelim.

00:24:26

Ya eyyuhel müddessir, kum fe enzir.

00:24:29

Ey örtüsüne bürünen Resulüm, kum fe enzir.

00:24:32

İşte ayağa kalk, insanları

00:24:35

inzar et, uyar.

00:24:36

Ve rabbeke fe kebbir ve siyabeke fe tahhir.

00:24:39

Evet. Rabbini tekbirle an ve siyabeke fe tahhir. Elbiseni temizle ve ruzze fehcür. Evet. Çirkinliklerden

00:24:49

kötü sözlerden, pis şeylerden de uzak dur.

00:24:54

Bunun müfessirler bu ayeti, bu iki ayeti son okuduğumuz iki ayeti, yani elbiseni temizle ve kötülükten uzak dur, yani pis şeylerden uzak dur ayetini

00:25:03

maddi manevi temizlik diye genelde tefsir ediyorlar.

00:25:05

Yani maddetende, manevde kendini temizle, arındır. Yani burada tabi Efendimizin şahsında ümmete yönelik bir hitaptır.

00:25:14

Yani ümmeti arındır aslında denmiş oluyor Hazreti

00:25:17

Peygamber'e. Bu da ilk inen ayetlerden olması itibariyle, içinde taharetin geçmesi itibariyle önemli.

00:25:30

Evet. Geldik şimdi taharetin sular babına.

00:25:35

Şimdi taharet iki türlü malumunuz.

00:25:39

Bir, yani tahareti gerektiren durumlar daha doğrusu iki türlü. Bir küçük hades hali var, bir de büyük hades hali var.

00:25:47

Hades şu demek, geçen hafta Ercan Hoca'da bahsetmişti hadis, yani hadisi Peygamberi'ye izah ederken hatırlarsanız

00:25:53

hadis böyle yeni olan şey demek Arapçada.

00:25:56

Güncel Arapçada da şu an işte hadis deyince modern yeni kast edilir. Yeni, yani nedir?

00:26:02

Bir insandan bir durum sağdırılıyor, işte defiacetine gideriyor, uyuyor falan. Yani daha önce olmayan yeni bir durum

00:26:08

olunca insan yeni bir konuma erişiyor.

00:26:11

İşte temizlikten temiz olmamaya veya temiz olmamaktan temizliğe şeklinde bir insan durum değiştiriyor, sıfat değiştiriyor.

00:26:18

İşte abdestsizlik bu anlamda hades demektir.

00:26:21

Küçük hades, büyük hades dedik.

00:26:24

Küçük hades normal işte bildiğimiz küçük abdeste Türkçeyi de hani öyle çevirdiğimiz şey küçük abdeste işte gidermek. Diğeri de hadesi ekber, o da büyük hades, o da gusül almayı gerektiren durumlar. Yani küçük hades abdest almayı gerektiren

00:26:39

büyük hadeste gusül almayı gerektiren durumlar.

00:26:43

Teğemmüm var bir de, ayet-i kerimede de okuduk.

00:26:46

Teğemmüm her ikisinin yerine de geçebilir. Yani duruma göre eğer su bulamadıysak küçük abdestsizlik

00:26:52

yerine de, büyük abdestsizlik yerine de teğemmüm kullanabiliriz.

00:26:58

Evet.

00:27:00

Şimdi namazın malumunuz bir takım şartları var.

00:27:03

Tahareti niye konuşuyoruz? En başta söylediğimizi

00:27:06

tekrar hatırlayalım. Biz tahareti ibadetlerin bir ön şartı olması itibariyle konuşuyoruz. Özel olarak da tabi namaz için bir ön şart olması itibariyle.

00:27:17

Namazında işte farzlar var.

00:27:20

12 tane farz var kitaplarımızdan, namaz hocalarından itibaren bildiğimiz, okuduğumuz 12 tane farz var.

00:27:26

Bunların işte 6'sına dışından farzı, 6'sına da içinden farzı diyoruz. Bu aslında şart-rükün ayrımına karşılık gelir. Yani namazın şartları

00:27:35

ve rükünleri. Şartlar namaza başlamadan evvel yerine getirmemiz gereken şeylerdir.

00:27:42

Namaza başlamadan önce ne yapmalıyız? 1-Hadesten taharet.

00:27:45

2-Necasetten taharet.

00:27:48

3-Setr-l avret, niyet,

00:27:51

vakit, istikbal-i kıble. Bu 6 şart şart diyoruz, bunlar rükün değil. Çünkü bunlar namaza oluşturan şeyler değil. Namaza oluşturan davranışlara onlara rükün diyeceğiz. Bunlar şart.

00:28:03

Birincisi hadesten taharet, ikincisi de necasetten

00:28:06

taharet. Evet, yani hadesten taharet işte manevi temizlik kısmı, necasetten taharet de maddi temizlik kısmı. Yani vücudumuzda elbisemizde,

00:28:21

namaz kılacağımız mekanda bir eğer maddi bir pislik varsa, işte bir çocuk da evletmiştir, ne bileyim bir kan damlamıştır, başka necis maddeler oraya bulaşmıştır bir şekilde, onları mutlaka gidermek lazım. Buna necasetten

00:28:36

taharet diyoruz. Hadesten taharet de manevi anlamda temizlenmek. Yani abdest veya gusül almak.

00:28:45

Evet.

00:28:48

Şimdi hadesten taharet neyle olacak?

00:28:51

Necasetten taharet neyle olacak?

00:28:54

Necasetten taharet tabii ki suyla oluyor.

00:28:57

Değil mi? Evvel emirde kullanmamız gereken madde su. Su bulamazsak başka maddeleri de necasetten taharette kullanabiliriz. Yani bir yere

00:29:06

diyelim şuraya bir madde, necis bir madde erişti değil mi? Hemen suyla temizliyoruz.

00:29:09

İşte siliyoruz, yıkıyoruz, ne bileyim işte yakıyoruz, değil mi? Toprağı buluyoruz.

00:29:15

Bunların hepsi temizlik yolları. Bizim Hanefi mesleğinde bunların hepsi caizdir. Yani necis maddeler her türlü

00:29:21

temizleyici şeyle giderilebilir. Ama İmam Şafii demiş ki hayır, sadece suyla temizlenebilir.

00:29:27

Yani necis maddeler su dışındaki maddelerle temizlenemez.

00:29:30

İlla ki su kullanılması gerekir.

00:29:33

Temizleyici olarak suyu indirdik.

00:29:36

Ve enzellâ minesse mâ-i mâ-en tahûrâ.

00:29:39

Ayeti gereği İmam Şafii demiş ki hayır, sular dışında başka maddeler necasetten taharette kullanılamaz. Ama bizim Hanefi mesleği diyor ki, Hanefi imamlarımız burada manada nedir? Suyun temizleyici

00:29:51

olmasıdır. Mâ-en tahûrâ. Zaten ayette de öyle geçiyor.

00:29:54

Temizleyici olan su. Temizleyicilik yani necaseti giderme. Bu gidermekte nasıl olur?

00:30:00

Aynının izâlesi, yani bizatihi o pis maddenin oradan giderilmesi ve izinin de kaldırılması.

00:30:06

Eserinin de kaldırılması. Yani bunu sağlayan her şeyle temizlik olur diyor Hanefi imamlarımız.

00:30:12

Tekrar edelim. Aynının yani pis maddenin oradan kaldırılması, izinin de sökülüp atılmasını sağlayan her şeyle temizlik olur.

00:30:21

Bizim Hanefi imamlarımıza göre necasetten taharet böyle. Hades'ten taharet şimdi orada işte sulara geliyoruz. Değil mi?

00:30:30

Hades'ten taharette sudan başka çaremiz yok.

00:30:33

Orada biz de İmam Şafii gibi suyu mutlak

00:30:36

manada kabul ediyoruz. Su yoksa eğer tem.

00:30:41

Sular malumunuz ikiye ayrılır. Mutlak sular ve mukayyet sular şeklinde iki çeşit

00:30:49

sular. Mutlak su aslında Türkçe'de su deyince anladığımız için.

00:30:52

Değil mi? Yani yaratılışındaki vasıf üzere duran sulara mutlak su diyoruz.

00:30:58

Nedir? Yağmur suyudur, göl suyu, pınar suyu, işte akarsu, kuyulardan çıkan su değil mi?

00:31:04

Erimiş kar suları, kuyu suları. Bunların hepsi yani yaratılışları, asli yaratılışları üzere kalan bunu muhafaza eden sulara mutlak su diyoruz. Bir de mukayyet sular var. Yani kayıtlı sular var.

00:31:19

Bu da içine yabancı bir madde karışmış olabilir. Bu surette asli vasıflarından çıkmış ve özel bir isim almışsınlar.

00:31:30

Ne gibi mesela? Gül suyu gibi.

00:31:33

Yemek suyu, gül suyu, et suyu, işte mesela bu üzüm asmalarından falan damlar ya su. Böyle işte bir kap koysak altına biriktirsek. Değil mi? Belki bir gün içerisinde işte budandıktan sonra akşama kadar bir bidonu doldurabilir.

00:31:45

Bu da su mu? Su, evet su. Sıvı yani o sunun

00:31:48

kimyevi özelliklerini belki taşıyor.

00:31:51

Ama onlara da biz mukayyet su diyoruz. Yani asli su değil. Bu ayrımı niye yapıyoruz?

00:31:57

Yani biz su derken taharette kullanacağımız madde olarak su derken mutlak suları

00:32:03

kastediyoruz. Yani mukayyet sular temizlikte kullanılmaz.

00:32:06

Yani üzüm suyu, asma suyu, işte ne bileyim yemek suyu, et suyu, gül suyu bunlar şer'i temizlikte kullanılmaz. Şeyde kullanılabilir.

00:32:16

Yani diğer temizlikte

00:32:19

hakiki temizlikte, necasetin izalesinde kullanılabilir ama hadesin izalesinde yani abdest ve gusül için bunları kullanmak caiz değil.

00:32:28

Evet.

00:32:31

Bu yemek suları falan da keza mukabilden.

00:32:34

Şimdi mutlak sulara biraz daha yakından bakalım, tasnif edelim.

00:32:40

Mutlak sular 5'e ayrılıyor.

00:32:43

Birincisi, tabii bu neye göre ayırıyoruz? Tahir

00:32:49

ve mutahhir olup olmamak bakımından.

00:32:52

Şimdi 3 tane kelime kullanacağız. Birincisini kullandık zaten.

00:32:55

Necis olmak dedik değil mi? Pis olmak yani tam Türkçesi bunun pis. Necis olmak, tahir olmak ve mutahhir olmak. Necis

00:33:04

maddeleri zaten kullanmıyoruz. Su da necis, içine necaset karışmış bir su veya zaten aslen necis olan bir madde temizlikte kullanılmaz. Onları geçtik.

00:33:16

Geriye iki kavram kaldı. Tahir

00:33:19

mutahhir. Tahir işte temiz olan demek.

00:33:22

Mutahhir de hem temiz hem temizleyici.

00:33:25

Vethiyabike fetahhir az önce okuduğumuz ayette geçti ya. Vethiyabike fetahhir elbiseni temizle.

00:33:31

Yani temizleyici olan şey. Yani sular var

00:33:34

temiz ama temizleyici değil. Sular var hem temiz hem temizleyici. Bizim yani şer'i temizlikte, abdestte, gusülde kullanılmamız caiz olan sular hem temiz hem de temizleyici olan sulardır. Yani beşe

00:33:49

ayıracağız dedik mutlak suları. Birincisi temiz temizleyici, aynı zamanda temizleyici ve de kerahetten beri. Yani pür su.

00:33:58

İçine hiçbir madde karışmamış.

00:34:02

Asli fıtratı üzere muhafaza edilmiş olan

00:34:05

su. Bunu da nereden anlıyoruz? Yani içine bir şeyin karışıp karışmadığını. Malumuz suyun üç tane temel niteliği var. Rengi var, tadı var, kokusu var. Bunlarda hiçbir değişiklik yok.

00:34:17

Yani su asli rengi üzerine, asli kokusu üzerine,

00:34:20

tadı üzere kalmış ise buna bozulmamış su diyoruz. İçine hiçbir artık madde karışmamış, işte hayvan gelip içmemiş, bir artık kalmamış falan. Yani tertemiz su.

00:34:32

Bunlara temiz temizleyici ve kerahetten

00:34:35

beri sular diyoruz. Bunları tabi ki kullanmak caiz.

00:34:38

İkincisi temiz ve temizleyici yine. Yani hem tahir hem mutahhir.

00:34:44

Temiz temizleyici ama biraz sonra sayacağımız şeylerden dolayı mekruh

00:34:50

hale gelmiş sular. Birinciler gibi değil.

00:34:53

Birinci maddede kerahet de yoktu. Bu ikinci maddede kerahet var. Ne gibi? Mesela ev kedisi. Şimdi artık günümüzde değil mi?

00:35:02

Neredeyse her evde artık kedi var.

00:35:05

Eskiden daha bahçede kediler iskan ediliyordu. Şimdi artık evin bir ferdi haline pek çok evde geldi. Şimdi ev kedisi. Evcil mi? Evet.

00:35:17

Artık evcil bir hayvan. Şimdi ev kedisinin

00:35:20

artığından abdest alabilir miyiz?

00:35:23

Soru bu. Ne dersiniz hocam?

00:35:26

Alabilir miyiz? Şimdi aslında kedi değil mi? Çok temiz bir hayvan değil aslında.

00:35:32

Yani özellikle dışarı çıkıyorsa, sokağa girip çıkıyorsa

00:35:35

yani ağzında aslında pis şeyleri de taşıyıp evin içine getirebilir. İşte evdeki bir açıkta duran bir sudan içtiyse onun içine necis maddeleri falan bırakabilir. Aslında bu mümkün yani. Kedilerin yapmayacağı şeyler değil. Bu eskiden de böyle. Yani Cenab-ı

00:35:50

Peygamber Efendimiz zamanında da böyle. Ancak Hazreti Peygamber Efendimiz kedileri istisna tutmuş. Normalde yani o istisna hükmü olmasa kedilerin artığını da necis saymamız lazım.

00:36:02

Ama Peygamberimiz diyor ki,

00:36:05

Kedilerin arttıklarına şey yapmayın yani dokunmayın. Onlar böyle sizinle beraber etrafınıza dönüp dolaşan, ayağınıza sürekli dolaşan eteğinize dolaşan mübarek mahluklardır. Onları istisna edin demiş Hazreti Peygamber Efendimiz.

00:36:20

O yüzden kedi arttıkları burada yer alıyor. Yani ev kedisi dediğimiz bu evcil hayvanların arttıkları. Arttık derken kastımız şu. Yani kedi gelip oradan su içmiş.

00:36:32

Arttıktan kastettiğimiz şey o. Geriye arttık

00:36:35

bırakmış yani. Bu suyudan abdest alabilir miyiz? Evet alabiliriz. Temizdir.

00:36:41

Temizleyicidir ama mekruhtur. Mekruhluğun manası da eğer başka bir su varsa bunu kullanmamamız icap ediyor. Başka su yoksa, hiç su kalmadıysa

00:36:50

ancak o zaman kullanabiliriz.

00:36:53

Evet. Şimdi yine evlerde olan faredir değil mi?

00:36:59

Evlerden çıkabilen bu gibi hayvanların arttıkları da aynı şekilde mekruh.

00:37:05

Çaylak doğan gibi yırtıcı kuşların arttıkları da burada yer alıyor. Burada da yine bir istisnai durum var. Aslında bu hayvanlar yırtıcı hayvanlar.

00:37:14

Çaylak doğan gibi hayvanlar yırtıcı hayvanlar.

00:37:17

Bunların da arttıklarını aslında kullanmamamız lazım.

00:37:20

Çünkü bunlar ağızlarında pis avladıkları hayvanların necasetini getirebilirler.

00:37:26

Ama fukaha şöyle bir ayrım yapmış. Diyorlar ki bu gibi hayvanlar gagalarıyla yerler.

00:37:32

Dillerini kullanmazlar.

00:37:35

Su içerken daha doğrusu. Su içerken gagalarını kullandılar. Dillerini kullanmazlar. O yüzden ağızlarının içindeki necis maddeyi suya karıştırmazlar.

00:37:41

O yüzden bunları istisna edelim demiş. Bu fakirlerin yaptığı bir istisnai bir ayrım. Ama

00:37:50

dediğimiz gibi mekruhtur. Yani başkası yoksa bunları kullanmamak, başkası varsa kullanmamak icap eder.

00:37:59

Ama başkası kalmadı. Yoldayız, izdeyiz değil mi? Mecbur kullanabiliriz. Evet.

00:38:05

Üçüncüye geldik. Mutlak suların üçüncü türü.

00:38:08

Ma-i müstamel diye duymuşsunuzdur. Kullanılmış olan sular.

00:38:14

Bunlar temizler ama temizleyicilik vasfını yitirmiş olan sular. Nedir?

00:38:20

Mesela bir abdest için kullandığımız, gusül için kullandığımız sular.

00:38:23

Yani şer'i bir maksatla, bir ibadet maksadıyla kullandığımız sulara ma-i müstamel kullanılmış su kullanıyoruz. Bunlardan abdest almak

00:38:35

caiz değil. Niye caiz değil?

00:38:38

Çünkü o kullanılmış olmakla şer'i temizleyicilik vasfını yitirdi.

00:38:44

Burada tam yeri gelmişken şuna değinelim. Biz hijyenik temizlikten bahsetmiyoruz.

00:38:50

Belki aklınıza gelebilir.

00:38:53

Yani burada şer'i yani fıkhi bir takım satürlerden, konumlardan yani tasnimselden bahsediyoruz. Yoksa işin hijyenik temizliği kısmıyla ilgilenmiyoruz.

00:39:02

Yani abdest zaten manevi bir temizlik değil mi?

00:39:05

Maddi bir temizlik değil. Manevit bir temizlik. Onun için hangi sular kullanılabilir, kullanılamaz. Bu da hadisler ve fukahanın iştihadlarıyla sabit olan hükümlerdir, ayrımlardır. Yani şunu demek istiyorum. Abdest için kullanılmış su

00:39:20

niye necis olsun ki diye sorabiliriz değil mi? Zaten temizdir vücudumuz. Vücudumuzdan akıp da bir yerde biriktiyse onu bir daha niye kullanmayalım diye bir soru akla gelebilir.

00:39:29

İşte o artık manen statüsünü yitiriyor.

00:39:32

Manevi anlamda temizleyicilik vasfını yitirdiği için

00:39:35

bir daha temizlikte kullanılması caiz değil.

00:39:41

Dörde geldik. Temiz olmayan sular.

00:39:44

Birinci neydi? Temiz, temizleyici kerahetten beri. İkinci temiz, temizleyici

00:39:50

ama içinde kerahet var. Üçüncüsü temiz ama temizleyicilik vasfını yitiriyor.

00:39:56

Bakın üçüncü de maim tutam elde.

00:40:00

Dörtüncüsü artık temiz olmayan sular. Necis hale gelmiş sular. İçine bir necaset karışmış, bir çocuk diyelim bir suya beyletmiş, kan akmış, bir hayvan gelip oraya terslemiş falan bunlar artık içine necaset düştüğü için necis hale gelir.

00:40:28

Şimdi burada şöyle bir ayrım yapmamız lazım. Her su içine necaset düşmekle temizliğini yitirir mi? Bütün suları böyle bir mi kabul edeceğiz yoksa bir ayrım yapmamız lazım mı? Tabii ki lazım.

00:40:43

Burada işte büyük su, küçük su diye bir ayrım yapıyor fakirler. Havz-ı Kebir, Havz-ı Sagir dedikleri işte büyük su, küçük su. Şimdi mesela bir bardağın içine necaset düşünce hemen eseri bariz olur.

00:40:59

İşte bir kan damla dedim hemen rengi değişir. İşte bir pislik diyelim hayvan pislet dedim hemen rengi değişir, tadı değişir, kokusu değişir. Ama su belli bir büyüklüğe ulaşınca necaseti taşıyabilir hale gelir. İşte buna büyük su diyoruz.

00:41:16

Nedir bunun ölçüsü? Eskilerin tabiriyle 10 ziraya 10 zira. Bu Hanefi mezhebine göre anlatıyorum. İmam Şafi'ye göre 2 kulle. Yani 2 büyük varil diyebileceğimiz yaklaşık 600-650 litrelik bir hacim.

00:41:34

Hanefi mezhebine göre 10 ziraya 10 zira. Zira nedir? İşte arşın. Bu omzumuza kadar olan kısma zira deniyor. Mezruh denirdi yani eskiden kumaşları ölçmek için. Mezruh işte aynı kelime.

00:41:49

10 ziraya 10 ziraya. Yani yaklaşık 65 metrekare falan yapıyor bu. Buranın herhalde alanı kadar. Erişirse eğer su ve elimizi daldırdığımızda da, avcumuz yere değmiyorsa, 10-15 santimlik bir derinliği varsa bu su büyük sudur.

00:42:13

Niye yapıyoruz bu ayrımı? Şu demek. Yani bir tarafından bir necis madde girerse, ulaşırsa, gelmiş hayvan kenarına pislemiş. Bu öbür tarafa ulaşmaz. Yani o 10 ziralık bir alan, 65 metrekarelik bir alan artık necis maddenin bir tarafından diğer tarafına taşınmasına mani olur.

00:42:34

Dolayısıyla bu suları biz kullanabiliriz. Ama necis olan tarafından değil tabii ki. Diğer temiz olan tarafından kullanabiliriz. Eğer buna ulaşmadıysa, yani küçük su şeyinde kaldıysa artık bunları kullanmamak lazım. Çünkü küçük bu hacmin altına düştüğü zaman içine karışan bir necis maddenin eseri etrafa yayılma riski var. O yüzden onları kullanmamak gerekiyor.

00:43:01

Bu yaptığımız ayrım, büyük su-küçük su ayrımı durgun sularla ilgilidir. Akarsularda böyle bir ayrım yok. Akarsular zaten necaset taşımaz. Onlar helalkarda temizdir. Ama işte necasetin yukarısından kullanmak şartıyla.

00:43:17

Akarsuyun kıstasını, yani debisi ne kadar olacak, işte alanın genişliği ne kadar olacak, çok hafif. Yani fukaha böyle kolaylaştırma kabiliyinden demiş ki, bir saman çöpü kadar küçük bir nesneyi dahi taşıyorsa eğer su, akarsudur.

00:43:34

Yani yerinde sabit değil, yukarıdan aşağıya doğru çok hafif bir eğimde bir saman çöpü dahi taşıyor ise bu akarsudur. Akarsular necaset tutmaz ama dediğim gibi necasetin karıştığı yerin yukarısından kullanmak kaydıyla. Tabii bunları biliyor görüyorsak.

00:43:50

Ormanda, mezrada, akşama kadar hangi hayvan girdi çıktı. Bunları tabii ki takip edecek değiliz. Ama bildik gördük, gözümüzün önünde olduysa dikkat etmek gerekiyor.

00:44:03

Evet, temiz olmayan sular böyle. Şüpheli sular, biraz hızlanıp bitireyim. Şüpheli sular, bunlar da mutlak suların beşinci türü. Merkep ve katırların artık bıraktığı sular.

00:44:23

Evet, bunlar temizdir ama temizliği gidermeye, yani abdesti gidermeye yeterli olup olmadığı şüpheli, bir merkebin, bir katırın içip de artık bıraktığı sudan kullanmak çok tavsiye edilmiyor. Ne zaman hiç bulamadık, başka bir su bulamadık bunu kullanırız ama ihtiyatın bir de teyemmüm almak gerekir.

00:44:45

Aslında anlattım şimdiye kadar konuştuklarımızdan. Bir de tekrar olmak üzere artıklara biraz daha hızlıca değinelim. Akarsulardan bahsetmiyoruz. Az sulardan ve durgun sulardan bahsediyoruz.

00:45:03

Artıklar dörde ayrılıyor. Temiz, temizleyici ve kirahet taşımayan su artıkları. Mesela insan artığı böyledir. Bir insan bir sudan içti, artık bıraktı. Temizdir yani ondan abdesti alabiliriz.

00:45:18

İşte eti yenen hayvanların artığı. Devenin, koyunun, sığırın artıkları. Yine eti yenen ecil hayvanların, atların, eti yenen vahşi hayvanların, eti yenen kuşların artıkları. Bunlar temizdir, temizleyicidir ve kirahette taşıması. Hiç aklımıza bir şey gelmeden bu hayvanların artıklarını kullanabiliriz.

00:45:44

Artığı mekruh olan, kullanılması mekruh olan su. Az önce demiştik, kediler, tavuklar, atmaca, şahin gibi yırtıcı hayvanlar. Bunların artıklarını kullanmak mekruhtur. Başka su yoksa yani bunları kullanmamak icap eder.

00:46:01

Şüpheli artıklar var. Az önce dediğimiz merkepler, merkeplerden doğmuş katırlar. Bunların artıkları şüpheli. Necis artıklar var. Köpek, kurt, aslan, kaplan, domuz gibi hayvanlar, vahşi kediler. Bunların artıklarını kullanmamak icap ediyor. Niye?

00:46:20

Çünkü bunlar yırtıcı hayvanlar oldukları için. Bunlar etobur, yırtıcı hayvanlar. Mutlaka ağızlarına avlarından bir necaset, kandır, başka maddelerdir karışıyor. Onlar da su içmeleri üzerinden suya geliyor. O itibarla kullanılmaları caiz değil.

00:46:41

Hayvanların terleri ve salyaları da var. Bunlar da yine artıklarına tabi. Eski kitaplarda geçer. Mesela bir adam katıra binmiş, tarlaya gidiyor. Gidene kadar terliyor. Üzerine giydiği pantolonun da bir bakıyor, her taraf ter olmuş. Bu adam namaz kılar mı kılmaz mı diye bir mesele vardır.

00:47:02

İlk okuşta garip gelir. Ne alaka? Hayvanın terinden ne olacak? Orada bu artık meselesinden dolayı onu söylüyorlar. Hayvanların terleri ve salyaları da artıklarına tabidir. Artığı suyu necis hale getiriyorsa, teri ve salyası da necis hale getirir. Necis hale getirmiyorsa bir etki etmez.

00:47:23

Evet. Vaktimiz herhalde kifayet etti. 45-50 dakikalık bir ders yapalım diye bizden talep edildi. Bugünlük inşallah bu kadarla iktifa edelim. Varsa bir müzakere etmek istediğiniz husus.

00:47:41

Bugün muslukta abdest alıyoruz mu?

00:47:43

Tabi tabi. Bugün için bunları güncelleyecek olursak, musluk suyunda herhangi bir mahsur yok. Bu apartmanlarda depo suları oluyor. Bu depo sularında da önümüzdeki hafta inşallah kuyu bahsine biraz gireceğiz. Orada da değinmeyeceğim.

00:48:01

Onlar artık temizlenmesi daha kolaydır. Eskiden kuyuları temizlemek epey müşkül olduğu için orada bazı ölçüler getirilmiş. 20-30 kova su çıkarılır, 40-50 kova su çıkarılır, 100 kova su çıkarılır gibi bir takım ölçüler getirilmiş.

00:48:16

Bugün artık bu depoların temizlenmesi kolaydır. Necaset var mı yok mu tespit etmek de kolaydır. O itibarla biraz daha günümüzde işimiz kolay. Ama hocamın dediği gibi musluk suları, normal depo suları, terkos suları bunları kullanmakta herhangi bir mahsur söz konusu değil.

00:48:35

Biraz tabii şehir hayatında artık pek çok şey sıradanlaşmış. Farkında olmadan, aklımıza gelmeden bunları yapıyoruz. Ama biraz köy hayatı, mezra hayatına indiğimizde aslında şu okuduğumuz şeylerin hepsi karşımıza her an çıkabilir. Hayvanlarla, tabiatla, iç içe bir yaşamda her şeyle tekrar karşılaşmak mümkün.

Henüz ders özeti eklenmemiştir.

Elhamdülillâhi Rabbil alemin, es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidina Muhammedin es-sâdık, el-va'd, el-emîn.

Fıkhın Konuları ve İbadetlerin Yeri

Bu fiiller kime karşı işleniyor, hangi kasıtla, hangi amaçla işleniyor? O açıdan baktığımızda da karşımıza ibadetler diye bir konu çıkıyor. Bu itibarla insandan sadır olan, insanın işlediği davranışlar içerisinde öncelikli olanlar ibadetler. Ardından muamelat kabilinden, günümüzde hukuk deyince daha çok anladığımız hukuki ilişkileri teşkil eden davranışlar. Sonra da hukuka aykırı, cezai müeyyide gerektiren davranışlar.

Bu yüzden fakirler, fıkhın konularını esas itibarıyla üçe arıyorlar:

  • İbadetlerle ilgili konular
  • Muamelatla ilgili konular
  • Ceza hukukuyla ilgili konular

İnsan eylemler içerisinde de en üstün olan hangisidir diye baktığımızda, kuşkuşuz bunun cevabı ibadetler. İnsan, dünyevi hazların ihtiyaçlarını gidermek için de fiillerde bulunabilir. Cenab-ı Allah'ın rızası için yani ahirete tahalluk edecek şekilde fiillerde, davranışlarda da bulunabilir. Tabii ki bunlardan üstün olan ibadetler.

O yüzden de fıkh kitaplarında ilk olarak ibadet konuları işlenir. Yani fıkhı bir hukuk ilmi gibi düşünecek olursak, bunun konuları içerisinde en öncelikli konular, hem sıra bakımından hem de ehemmiyet bakımından en öncelikli konular ibadet konulardır. Bu yüzden hangi dönemde yazılırsa yazılsın, hangi mezhebe göre, hangi alim kaleminden çıkmış olursa olsun fark etmez. Herhangi bir fıkh kitabını elimize aldığımızda ilk karşımıza ibadet konularının çıkması da bundandır.

İbadetlerin Sıralaması

İbadetler de kendi içinde alâ merâtibihim sıralanıyor. En yaygın, en üstün, herkesi de ilgilendirmesi itibariyle ilk akla gelen ibadet tabii ki namaz. Ardından işte oruç, zekat ve hac diye devam ediyor.

Hac malumunuz daha az sayıda insanı ilgilendiriyor. Zekat ona göre biraz daha geniş ama namaz ve oruça göre tabii zekat ve hacca muhatap olan, mükellef olan insanlar daha az. O yüzden zekat, hac ileride en başta da namaz ve oruç konuları işleniyor.

Namaz da tabii taharetsiz, temizliksiz olmayacağı için namaz konularından önce kitaplarımızda, ilmihal kitaplarında, fıkıh kitaplarında ilk olarak taharet konuları işleniyor.

Taharet Kavramı

Taharet Türkçe'de de kullanıyoruz. Bilindik bir kelime. İşte Arapça'da temizlik anlamına geliyor. Taharat aslında kitaplarda böyle geçer. Arapça kitaplarda taharat yani birden fazla temizlik yolu var. Tek bir temizlik yolu yok. O yüzden yani taharet kitabı dediğimizde, taharet bölümü dediğimizde aslında temizlik yollarını kastetmiş oluyoruz.

Nedir bunlar? İşte abdest almaktır, gusül almaktır, teyemmüm almaktır. Hades'ten taharet olarak. İşte yine necasetten taharet yolları da söz konusu.

İbadet, Taat ve Kurbet Kavramları

Gündelik dilde de kullanırız değil mi? İbadet deriz, taat deriz, kurbet deriz. Bunlar birbiriyle ilişkili kavramlar ama aralarında küçük farklar var:

  • İbadet: Bir kimse niyet üzere yaptığı ve kim için yaptığını bildiği davranışlara ibadet diyoruz. Yani mabudumuzu bilerek, kime ibadet ettiğimizin farkında olarak bilerek ve niyet taşıyarak yaptığımız davranışlara ibadet deniyor.
  • Taat: Taat kelimesi de ibadet anlamında kullanılır ama o biraz daha farklı. Türkçe'de biraz daha itaat etmek diye çevirebiliriz. Bu Cenab-ı Allah'a itaat de olabilir. Başka bir faniye itaat de olabilir. Ama eğer Cenab-ı Allah için yapılıyorsa, Kuran okumak gibi mesela, niyet olsun olmasın. Kuran okumaya başlarken mesela ibadet niyeti taşıyalım taşımayalım fark etmez. Bu yine taat olur. Yani Allah'ın izniyle sevap kazandırır.
  • Kurbet: Kurbet de yine yani daha en genel anlamda işte sevap kazandıracak davranışlar diyebiliriz. Burada da yine niyet ve bilme şartı yok. Niyet aranmıyor. Mesela köle azat etmek, vakıf kurmak. Bu da bir kurbet kapsamındadır.

Taharet ile İlgili Hadis-i Şerif

Hazreti Peygamber Efendimiz'den şöyle bir hadis rivayet ediliyor:

Et-taharu şatrul iman.

Taharet yani temizlik, imanın yarısıdır. Şatır, burada yarısı, büyük parçası anlamına da gelebilir. Yarısı diye tercüme ediliyor genelde.

Velhamdülillahi temleül mizan.

Elhamdülillah cümlesi, Allah'a hamd olsun cümlesi, mizanı doldurur.

Ve sübhanallahi velhamdülillahi temle ani ma beynes semavati vel ard.

Sübhanallah ve elhamdülillah cümlesi, Sübhanallah ve elhamdülillah ifadesi, semalar ve arzın arasını doldurur.

Es salatu nur.

Namaz bir nurdur.

Ve sadakatu burhanun, ve sabru dıya'un.

Sadaka vermek bir burhandandır, delildir, kesin delildir. Sabır bir nurdur, ışıktır.

Vel kur'ana hüccetun leke ev aleyke.

Kuran bir hüccettir, delildir. Ama lehinde de olabilir, aleyhinde de olabilir. Yani Kuran'ı lehimizde bir hüccette çevirmek de, aleyhimizde bir hüccette çevirmek de bizim elimizde mümkün.

Kullun nasi yağdu fe ba'i'un nefsehu fe mu'tibquha ev mubikuha.

Bütün insanlar sabahleyin evlerinden çıkarlar. Kimisi, herkes de nefsini satar. Yani herkes evinden çıkar, nefsini satar. Yani bir alışverişe girer, işte dünyayla alışverişe girer. Kimisi nefsini kurtarır, kimisi de helak eder.

Hadisin İzahı

Şimdi burada Efendimiz niye "şatrul iman" dedi? Yani "ettahuru şatrul iman" - temizlik imanın yarısıdır. Bunun üzerine ulema bir takım tesirlerde, izahlarda bulunmuşlar:

  • İmanın iki vechesi vardır: Zahiri vechesi vardır, batıni vechesi vardır. Zahiri vechesi ibadetlerdir. İbadetler içinde olmazsa olmaz taharet olduğu için, yani temizlik bütün ibadetlerin şartı olduğu için Efendimiz burada "ettahuru şatrul iman", yani yarısıdır dedi.
  • Bir diğer izah, özel olarak, namazla ilgili olarak: temizlik imanın yarısıdır demek, aslında temizlik namazın yarısıdır demek. Çünkü iman kelimesi Kuran-ı Kerim'de namaz anlamında da kullanılıyor.
  • Yine bir diğer izah da şöyle: imanın yarısıdır, temizlendiğimizde küçük günahlar, Allah'ın izniyle temizlikle beraber küçük günahlar dökülür. Esas hakiki imanla da büyük günahlar dökülür. Bu itibarla yani temizlik imanın yarısı diye Efendimiz tarafından nitelenmiş diyor.

Taharet Tanımı ve Şartları

Taharet, temizlenmek demek ama böyle alalade bir temizlik değil tabii burada kastığımız. Dini anlamda temizlik yani şer'i anlamda temizlik. Bu da ne demek? Belli azaları belli şekillerde yıkamak veya mess etmek suretinde olan bir temizlenme yoluna taharet diyoruz.

Osmanlıca ifadesiyle "azai mahsusayı sıfat-ı mahsusa üzerine gasl eylemek" diyorlar. Yani belli azaları, organları belli şekillerde yıkamaya veya aranan mesihse mess etmeye taharet denir.

Taharetin Vücubiyet Şartları

Taharet kimlere farz?

  • Birincisi tabii ki müslüman olanlara farz
  • Akıl ve baliğ olan müslümanlara yani mükellef dediğimiz bülûğ çağına girmiş, akıl hastalığı taşımayan
  • Temizleyici nesneleri kullanabilecek durumda olmak - yani engelli olmamak, rahatsız olmamak
  • Hades üzere olmak - yani abdestsiz olmak
  • Hanımlara mahsus olarak hayz ve nifas gibi taharete aykırı bir durumda olmamak

Taharetin Sıhhat Şartları

Taharet ne zaman sahih olur?

  • Temizleyici şey işte bu su gibi bir nesnenin ilgili mahallenin tümünü kaplaması
  • Yine taharete aykırı olan hayz, nifas gibi hallerin bulunmaması kaydıyla

Taharetin Hükümları

Taharet almanın hükmü nedir?

  • Namaz için farz: Ayet-i kerimeye göre zorunlu
  • Tavaf için vacip: Hanefi mezhebinde
  • Uyumak için sünnet: Efendimiz abdestsiz hiç uyumadığı için
  • Günah işledikten sonra tövbe niyetiyle mendup: Yalan söylemek, gıybet etmek gibi durumlardan sonra
  • Sürekli abdestli olmak mendup: Müslüman'ın her daim abdestli olması tavsiye edilir
  • Ulemanın muhalefetinden kaçınmak için mendub: Farklı mezhep görüşleri dikkate alınarak

Kuran'da Taharet Ayetleri

Maide Suresi 6. Ayet

Ya eyyühellezine amenü iza kumtum iles salâti fâsili ucûhekum ve eydiyekum ilel merâfikın ve msahu birûsikum ve erculekum ilel kabeyn

Ey iman edenler namaz kılmak için davrandığınızda (abdestiniz yoksa):

  • Önce yüzlerinizi yıkayın
  • Ellerinizi dirseklere kadar yıkayın
  • Başlarınızı mesledin
  • Ayaklarınızı çıkıntı kemiklere kadar yıkayın

Ayet devamında cenabet, teyemmüm konularına da değiniyor:

Ve in küntüm cünüben fettahherû

Eğer cenabet üzereyseniz, temiz olun (gusül alın).

Fe teyemmemû sa'iden tayyibâ

Su bulamazsanız temiz kara parçalarından teyemmüm alın.

Ayetin sonunda Allah-u Teala buyuruyor:

Mâ yuridullâhu liyece'ale aleykum minhârac velâkin yuridu liyutahhirakum veliyutimme ni'metahu aleykum le'allekum teşkurûn

Allah size zorluk çıkarmak muradında değildir. Bilakis, Allah sizi temizlemek murad eder ve üzerinize olan nimetini tamamlamayı murad eder. İnşallah, umulur ki şükredenlerden olursunuz.

Müddessir Suresi İlk Ayetleri

Ya eyyuhel müddessir, kum fe enzir ve rabbeke fe kebbir ve siyabeke fe tahhir ve ruzze fehcur

Ey örtüsüne bürünen Resulüm:

  • Ayağa kalk, insanları inzar et, uyar
  • Rabbini tekbirle an
  • Elbiseni temizle
  • Çirkinliklerden uzak dur

Müfessirler bu ayetleri maddi manevi temizlik diye genelde tefsir ediyorlar. Yani maddeten, maneviden kendini temizle, arındır.

Sular ve Tasnifi

Taharet iki türlü: küçük hades hali ve büyük hades hali. Küçük hades normal abdest almayı, büyük hades gusül almayı gerektiren durumlar. Teyemmüm her ikisinin yerine de geçebilir.

Su Türleri

Sular ikiye ayrılır:

  • Mutlak sular: Yaratılışındaki vasıf üzere duran sular (yağmur suyu, göl suyu, pınar suyu, akarsu, kuyu suları, erimiş kar suları)
  • Mukayyet sular: İçine yabancı bir madde karışmış, özel bir isim almış sular (gül suyu, yemek suyu, et suyu gibi)

Şer'i temizlikte sadece mutlak sular kullanılabilir. Mukayyet sular temizlikte kullanılmaz.

Mutlak Suların Tasnifi

Mutlak sular beşe ayrılıyor:

1. Temiz, Temizleyici ve Kerahetten Beri Sular

İçine hiçbir madde karışmamış, asli fıtratı üzere muhafaza edilmiş olan su. Suyun üç temel niteliği (renk, tat, koku) hiçbir değişiklik göstermemiş.

2. Temiz, Temizleyici Ancak Mekruh Sular

Şunların artıkları:

  • Ev kedisi artıkları
  • Fare gibi evlerde olan hayvanların artıkları
  • Çaylak, doğan gibi yırtıcı kuşların artıkları (gagalarıyla içtikleri için)

Başka su varsa bunları kullanmamak gerekir, yoksa kullanılabilir.

3. Ma-i Müstamel (Kullanılmış Sular)

Temiz ama temizleyicilik vasfını yitirmiş sular. Abdest veya gusül için kullanılmış sular. Bunlardan abdest almak caiz değil.

4. Necis Sular

İçine necaset karışmış sular. Burada büyük su-küçük su ayrımı yapılır:

  • Küçük su: Necaset girince hemen etkisi görülür, kullanılmaz
  • Büyük su: Hanefi mezhebine göre 10 zira x 10 zira (yaklaşık 65 m²) alan ve 10-15 cm derinliği olan su. Necasetin girmediği tarafından kullanılabilir

Akarsuların ayrı kuralı var: Bir saman çöpü kadar küçük nesneyi taşıyorsa akarsu sayılır, necaset tutmaz.

5. Şüpheli Sular

Merkep ve katırların artık bıraktığı sular. Temizdir ama temizliği gidermeye yeterliliği şüpheli. Başka su yoksa kullanılır ama ihtiyaten teyemmüm de alınır.

Artıkların Tasnifi

Artıklar dörde ayrılıyor:

1. Temiz, Temizleyici ve Kerahetten Beri Artıklar

  • İnsan artığı
  • Eti yenen hayvanların artığı (deve, koyun, sığır)
  • Eti yenen evcil hayvanların artığı (atlar)
  • Eti yenen vahşi hayvanların artığı
  • Eti yenen kuşların artığı

2. Artığı Mekruh Olan Sular

  • Kediler
  • Tavuklar
  • Atmaca, şahin gibi yırtıcı hayvanlar

3. Şüpheli Artıklar

  • Merkeplerden doğmuş katırlar

4. Necis Artıklar

  • Köpek, kurt, aslan, kaplan
  • Domuz
  • Vahşi kediler

Bunlar yırtıcı, etobur hayvanlar olduğu için ağızlarına avlarından necaset karışıyor.

Günümüzde Su Kullanımı

Günümüzde musluk suyunda, apartman depo sularında, terkos sularında herhangi bir mahsur söz konusu değil. Şehir hayatında artık pek çok şey sıradanlaştığı için farkında olmadan bunları yapıyoruz. Ama köy hayatına indiğimizde bu okuduğumuz şeylerin hepsi karşımıza her an çıkabilir.

0:00 -0:00