Akâid-i Nesefî

— 1. Ders —
Ders Sayfasına Dönün
0:00 0:00
 
 
2. Ders

Paylaş:

240 İzlenme

Kaldığınız yerden devam etmek için üye olabilirsiniz
Platformumuza üye olarak, derslere kaldığınız yerden devam ederek takip edebilirsiniz.
Üye girişi yapın veya yeni kayıt oluşturun.


Ders Tarihi: 15 Ağustos 2024

İmam Nesefi Hal Tercümesi
00:00:00

Euzubillahimineşşeytanirracîm Bismillahirrahmanirrahîm Elhamdülillahi Rabbil alemin ve es-salâtu ves-selâmu alâ Resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn ve bihi neslihâin.

00:00:10

Allâhümme allimnâ mâ yenfa'nâ ve benfa'nâ bimâ allemtenâ inneke entel alîmul hekim.

00:00:16

Ve erinnel hakkâ hakkan ve rızuknâ ittibâ'ah. Ve erinnel bâtile bâtilen ve rızuknâ içtinâbeh.

00:00:22

Ve c'alnâ mimmen yestemîûnel kavle fe yettebîûnâ ehsenâ. Amin.

00:00:26

Sallu alâ Resûlinâ Muhammed.

00:00:30

Sallu alâ tabîb-i hulûbinâ Muhammed.

00:00:34

Sallu alâ şefî-i zunûbinâ Muhammed.

00:00:39

Amma ba'at, inşâAllah bugün itibariyle yeni bir derse başlıyoruz.

00:00:46

Efendimizin, Efendi Hazretleri'nin emir ve tensipleriyle

00:00:51

Şerh-i Akaid-i Nesefî metnini inşâAllah bundan sonraki derslerimizde takip etmeye çalışacağız.

00:00:58

Karabaş Veli Hazretleri'nin yaptığı şerh üzerinden inşâAllah ibareleri takip ederek Akaid-i Nesefî metnini inşâAllah akide dersi olarak bundan sonraki haftalarda takip etmeye çalışacağız.

00:01:14

Malum aliniz çok meşhur bir metin Akaid-i Nesefî.

00:01:18

Biraz İmam Nesefî Hazretleri'nden inşâAllah bugün bahsedelim.

00:01:23

Biraz Karabaş Veli Hazretleri'nden bahsedelim.

00:01:25

Bu metin nasıl bir metin, nasıl bir kitap, ne anlatıyor, nasıl bir muhtevası var?

00:01:31

İnşâAllah bugün böyle genel bir giriş kabiliğinden konuya başlamış olacağız.

00:01:39

Ömer Nesefî, ismi Ömer.

00:01:41

Nesef diye bir yer var, Türkistan'da Mavirehanehir bölgesinde.

00:01:47

Çok böyle ulemasıyla meşhur her dönemde yani bu Moğollardan sonra gerilediği zamana kadar yaklaşık 500-600 yıl boyunca Orta Asya coğrafyasında, Türkistan coğrafyasında birçok ulemanın yetiştiği ve nispet edildiği önemli şehirlerden birisi Nesef diye bir yer.

00:02:09

Orada yetişmiş bir zat.

00:02:11

Nesefîler tabii birden fazla Nesefî var.

00:02:14

Nesefî nisbeli pek çok alim var ve bunların hemen hemen tamamı da Hanefî mezhebine mensup alimler.

00:02:22

Hanefî mezhebi Ebu Hanife Hazretleri ve talebelerinin çalışmalarıyla Irak'ta ilk olarak ortaya çıktı, neşvine mağbuldu ama daha sonra Hicri 3. asırdan itibaren Hanefî mezhebinin ağırlığı Orta Asya'ya, Türkistan coğrafyasına işte Mavirehanehir dediğimiz bölgeye intikal ediyor.

00:02:42

Bu bölgede de işte Buhara, Semerkand, Nesef, Serahs gibi pek çok şehirde bugünkü işte Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan gibi bu orta Türkiye Cumhuriyetler içerisinde kalan pek çok yerde Hanefî mezhebinin çok erken tarihten itibaren hakim hale geldiğini, yayıldığını görüyoruz.

00:03:03

Nesefî nisbeli alimler, birden fazla Nesefî nisbeli alim var.

00:03:08

Bunlardan en meşhurları Teb-Sırat-ül-Edille diye bir kitabın yazarı olan Ebu Havs En-Nesefî var.

00:03:17

Bizim bu metnimizin müellifi olan Ömer En-Nesefî var.

00:03:21

Daha sonra Nesefî tefsiri diye meşhur olan, bildiğimiz yaygın olarak Nesefî tefsiri diye anıldığında akla gelen Ebu'l-Berakat En-Nesefî var.

00:03:32

Bunlar 5. yüzyılda, 6. yüzyılda, 7. -8. yüzyıllarda yaşamış olan alimler.

00:03:39

Bu hazret, yani Akaide Nesefî'nin müellif olan, metni yazan Nesefî,

00:03:45

461 yılında doğmuş, yani Hicri 5. yüzyılda doğmuş.

00:03:51

537 yılında, yani miladi 1142 yılında vefat etmiş olan bir alim.

00:03:58

Hanefi mezhebine müntesip dedik, itikadda da imamımız İmam Maturidi'yi takip eden, onun mezhebine kelami meselelerde tabi olan bir alim.

00:04:10

Şimdi Hanefi mezhebiyle, fıkıh, furu fıkıhta Hanefi mezhebini takip eden alimlerin

00:04:19

hemen tamamının Akaide'de de Maturidi olarak kendilerini tanımladıklarını, İmam Maturidi'ye kendilerini nispet ettiklerini görüyoruz.

00:04:28

Bu da, bu ikili tanımlamada, yani fıkıhta Hanefi, Akaide'de Maturidi şeklindeki tanımlamada, Orta Asya'da yine bahsettiğimiz, bu Türkistan coğrafyasında böyle bir mezc vaki oluyor.

00:04:42

Ebu Hanefi Hazretleri tabi çok cami bir şahsiyet olduğu için,

00:04:46

onun meclisinde farklı meşreplerden, farklı kelami ekollerden insanlar var.

00:04:52

Yani talebeleri arasında, bugün Mutezile diye andığımız, tabi o zaman henüz tam o adla anılmıyor, erken dönemde daha böyle akılcı kelamcılar var.

00:05:02

İşte Cehmiye gibi, Mutezile gibi mezheplere mensup zatlar var.

00:05:07

İşte kaderi inkar eden Kaderiye Fırkası diye bir fırka var, ona mensup kimseler var.

00:05:14

Zeyd bin Ali'yi takip eden, Ehl-i Beyt'ten Zeyd bin Ali Hazretleri'nin takipçileri olan, bugün işte Zeydiye diye bildiğimiz mezhebinin ilk tabileri var.

00:05:23

Tabi bunlar böyle biraz mürcieden kimseler var.

00:05:27

Bunları temsil eden kimseler var ama tabi Kahir ekseriyeti İmam-ı Azam Hazretleri'nin meclisi.

00:05:33

Tabi Ehl-i Sünnet meclisi, kendisi de malum aliniz Ehl-i Sünnet'in hem Fıkıhta hem Akide'de büyük imamlarından.

00:05:40

Yani Ebu Yusuf Hazretleri, İmam Muhammed Hazretleri gibi pek çok talebesi, genel manada Sünni, Ehl-i Sünnet kamuoyunda da bilinen, itibar edilen, imam olarak görülen zatlar.

00:05:52

Bu Irak'taki durum biraz böyle yani farklı olmakla beraber Orta Asya'da, Türkistan coğrafyasında, Mavrani Nehir denilen bölgede özellikle de Hicri 5. yüzyıldan itibaren bir mezc oluyor.

00:06:06

Oradaki alimlerin, oradaki Sünni alimlerin, İmam Maturidi tabi burada çok önemli,

00:06:13

İmam Maturidi ve onu takip eden Ebu Hafs Ennesefi gibi, daha sonra işte bu Ömer Ennesefi gibi, Ebu'l-Berekat Ennesefi gibi, Pezdeviler, Serahsiler gibi pek çok alimlerin gayretleriyle İmam-ı Azam Hazretleri'nin İmam Maturidi tarafından biraz böyle daha sistemli hale getirilen Akidevi görüşleri takip ediliyor.

00:06:36

Ve o yüzden Hanefiler hemen hemen o tarihten itibaren kendilerini Akide'de Maturidi olarak anmaya başlıyorlar.

00:06:44

Bizim İslam ilimler tarihinde genel olarak yani ulemanın takip ettiği hatlar, çizgiler açısından bakarsak iki tane büyük hat var.

00:06:57

İki büyük böyle mensubiyet çizgisi var.

00:07:00

Birisi bu zikrettiğimiz Hanefi-Maturidi çizgisi.

00:07:04

Bunlar işte Hicri 4. yüzyılda hemen hemen şekillenmiş, İmam-ı Maturidi'den sonra netleşmiş bir çizgi.

00:07:10

Daha çok mevali dediğimiz yani gayri Arap unsurlar arasında bu çizgi hakim durumda.

00:07:18

İşte Türkler, Farisi kavimler, tabi İran deyince bugün artık Şiilik akla geliyor ama İran'ın Şiileşmesi 15. yüzyıldan sonradır.

00:07:29

Yani o tarihlere kadar, Miladi 1500'lere kadar İran'da gayri ekseriyet Sünni ahali idi.

00:07:36

Farisi kavimler yani İran'da yaşayan milletler, Türkler, Afganlılar, Pakistanlar, bugün Hint alt kıtasındaki Müslümanların hemen hemen büyük bir kısmı bu çizgiye mensup.

00:07:50

Yani Furu Fıkıhta Ebu Hanif Hazretlerini, Akide'de de İmam-ı Maturidi Hazretlerini takip ediyoruz.

00:07:58

Tabi sonra işte Anadolu'ya Türklerin gelmesiyle beraber Anadolu ve Balkanlar'da da bu hat yayılıyor.

00:08:05

Bir diğer önemli hat, İslam ilimler tarihinde yani genel olarak ulemanın mensubiyetleri açısından baktığımızda bir diğer önemli hat da Şafii Eşari hattı.

00:08:16

Onlar da işte İmam Şafii malum, Hicri 204 İmam-ı Azam Hazretlerinden 54 sene sonra vefat etmiş Şafiler.

00:08:25

Onlar da yine Hanefil'in hikayesine biraz hani Hanefil tarihindeki yaşananlara benzer bir şekilde.

00:08:32

Onlar da belli bir tarihten itibaren Hicri 300'lü yıllardan itibaren eşarilikle bütünleşiyorlar.

00:08:39

Yani onların biraz böyle akidevi kabulleri özellikle bu kelami meselelerdeki yaklaşımları biraz daha birbirine yakın olduğu için Şafiler kelamda Eşari akidesini benimsiyorlar.

00:08:55

Daha sonra bunlara Malikiler de katılacak.

00:08:58

Kuzey Afrika'da bugün işte hala yaygın bir şekilde sürdürülen birçok yani Hanefilikten sonra en yaygın fıkıh mezhebi diyebileceğimiz Malikilik de bu kampa, bu çizgiye dahil olacaklar.

00:09:14

Bu da ikinci önemli çizgi yani Şafii Eşari hattı.

00:09:18

Bugün de Arap coğrafyasında yani günümüzde daha çok etkili olan ulema arasında hala benimsenen yaygın kabul gören hat bu.

00:09:28

Bir de üçüncü hat diyebileceğimiz ilk ikisi kadar etkili olmamakla beraber daha Ehl-i Hadis-i Selefi diyebileceğimiz bir çizgi var.

00:09:37

Onlar da tabi İslam tarihinde her dönemde yani ilmi ağırlıkları olmuş ama mensubiyet dairesi bakımından diğer iki çizgiye erişememiş olan daha mevzi kalmış.

00:09:48

Biraz daha dar, biraz daha az müntesibi, az takipçisi olan üçüncü bir hat da Ehl-i Hadis hattı.

00:09:56

Onlar işte Ahmet bin Hanbel, Hanbeli mezhebinde daha sonraki dönemlerde işte İbni Teymiye, İbnül Kayyum el-Cevziye gibi alimler tarafından sürdürülecek olan hat.

00:10:07

Tabi 19. ve 20. yüzyıllarda İslam dünyasında bazı problemler, ilerilik, gerilik, Müslümanların ahvali açısından birçok mesele tartışmaya başlanınca bu Selefi hareketlerde biraz daha bu sorgulamalar esnasında kendine zemin bularak 20. yüzyılda diğer ikisi kadar olmasa da

00:10:30

tarihe göre, kendi tarihlerine göre daha fazla yayılma, daha fazla müntesip ve takipçi bulma imkanı elde ettiler.

00:10:37

Yani günümüzdeki Selefiliğin tarihsel arka planı biraz da böyle.

00:10:43

Şimdi bizim tekrar Nesefi'ye gelecek olursak Ömer Nesefi'den biraz bahsedelim.

00:10:50

Ömer Nesefi Semerkant'ta, yani Nesef diye bir yerde doğuyor, Semerkant'ta yaşıyor.

00:10:56

O yüzden Semerkanti diye de kitaplarda anılıyor.

00:10:59

İşte Müftis Sakaleyn diyorlar kendisine Ebu Suud Hazretleri'nin olduğu gibi, hem insanlara hem herhalde cinlere fetva verdiği için olsa gerek.

00:11:08

Müftis Sakaleyn, Sahibül Akaid diye de anılıyor bu akide metninden dolayı.

00:11:14

Lakabı da Necmüddin.

00:11:15

Şimdi bizim eski ulema'da şöyle bir adet var.

00:11:18

Aslında doğduklarında kendilerine bir isim takdir ediliyor.

00:11:22

İşte ebeveyn tarafından bir isim veriliyor.

00:11:26

Daha sonra bu Arapların adetiymiş yani eskiden beri sürdükleri bir adet.

00:11:31

Daha sonra diğer Müslümanlara da yayılıyor.

00:11:33

Evlenip de çocuk sahibi olduktan sonra künye alıyorlar.

00:11:37

İşte Ebu Ahmet, Ebu Yusuf gibi.

00:11:40

Ebu Yusuf da ne demek? Yusuf'un babası.

00:11:43

İşte Ebu Ahmet, Ahmet'in babası.

00:11:44

Bu künyeyi evlendikten sonra çocukları ilk erkek çocuklarının nispetle alıyorlar.

00:11:50

Ama bazen böyle kalıp künyeler de var.

00:11:55

Mesela ismi Zekeriya olanlara Ebu Yahya diyorlar.

00:11:58

Mesela İmam Nebevi böyledir.

00:12:00

İmam Nebevi hiç evlenmemiş. Çoluğu hiç çocuğu yok.

00:12:02

İsmi Zekeriya.

00:12:03

Ona işte Ebu Yahya künyesini vermişler.

00:12:06

Bazı böyle şeyler de var.

00:12:09

Teberrüken verilen künyeler de var.

00:12:12

Ama genellikle yani bu çocuk olunduktan sonra ilk erkek evlada nispetle künye alıyorlar.

00:12:17

Daha da ilerleyen zamanlarda artık kendilerini ispat etmiş, rüştlerini göstermiş.

00:12:24

Yani yetkinlikleri, herkes tarafından uzmanlıkları, müştehidlikleri, imametleri, yani ilimdeki önderlikleri herkes tarafından kabul edilince de birer lakap, birer ünvan alıyorlar.

00:12:36

Bu ünvanlar da genellikle ulema olduğu için bunlar tabi dine nispet edilen kelimeler.

00:12:42

Necm-ud-din ne demek?

00:12:43

Dinin yıldızı demek.

00:12:45

Necm yıldız, dinin yıldızı.

00:12:47

Şems-ud-din, dinin güneşi şeklinde.

00:12:53

Şems-ül-Einme, tabi biraz daha eğer alimin otoritesi hem kendi mezhep müntesipleri arasında hem de genel olarak yaşadığı coğrafyada kabul ediliyorsa, ünvanların anlam gücü de, anlam derecesi de artıyor.

00:13:09

Mesela Hanefi mezhebinin büyük imamlarından Serahsiye, Şems-ül-Einme diyorlar.

00:13:13

Yani bütün imamların güneşi.

00:13:15

Sadece bir kendisi güneş değil, aynı zamanda imamların güneşi olmuş.

00:13:20

Bu şekilde böyle lakaplar da veriliyor.

00:13:24

Hemen hemen bütün büyük alimlerin bu şekilde Necm-ud-din, İzz-ud-din, Şems-ül-Din vel-Mille gibi lakaplar aldıklarını görüyoruz.

00:13:36

İmam Nesefi birçok Hanefi fakihinden ve Maturidi kelam aliminden ders almış.

00:13:45

Özellikle en meşhur hocalarından birisi Ebul Yusuf el-Pezdevi diye bir alim.

00:13:50

Onun da vefatı 494.

00:13:52

Pezdevi Hanefi mezhebinde yine çok önemli bir zattır.

00:13:56

Bizim Hanefi mezhebinin meşhur usul metinlerinden birisinin müellifi olduğu için hem Orta Asya coğrafyasında hem Osmanlı Balkan coğrafyasında yüzyıllar boyunca yazdığı kitap okutulmuş, medreselerde takrir edilmiş bir alim.

00:14:12

Yani o zatın, Pezdevi'nin öğrencisi.

00:14:15

Bunun dışında daha pek çok bilinen, tanınan hocalardan ders almış.

00:14:21

Kendisinin de birçok öğrencisi var.

00:14:23

En meşhuru da Hidaye diye bildiğimiz kitabın yazarı olan Merginani.

00:14:27

Bizim hala ilahiyat fakültelerinde, medreselerde, fıkıh tahsilinin sürdüğü yerlerde

00:14:34

Hanefi mezhebi üzere okunan önemli bir metin vardır El-Hidaye diye.

00:14:40

Onun müellifi olan Merginani.

00:14:43

Bakın o zatın da yine bir ünvanı var, o da Burhanuddin.

00:14:47

Yani dinin kesin delili anlamında bir ünvan, lakab almış.

00:14:55

Ömer Nesefi Karahanlılar döneminde Mağra ve Nehir bölgesinde yaşıyor.

00:15:02

Tabii sadece orada kalmamış, birçok yeri ziyaret etmiş.

00:15:08

Haç vesilesiyle Mekke-i Mükerreme'ye geliyor, Medine-i Münevvere'yi ziyaret ediyor.

00:15:12

Hatta onunla ilgili şöyle meşhur bir kıssa da anlatılır.

00:15:16

Ömer Nesefi ile Zemahşerî Çağdaşlar bu iki alim.

00:15:23

Zemahşerî de Keşşaf diye bildiğimiz meşhur tefsirin müellifi.

00:15:28

Yüzyıllar boyunca çok önemli tefsirde zirve kabul edilen kitaplardan birisinin müellifi.

00:15:34

İkisi de Mevalidin tabii, o da ilginç bir husus.

00:15:37

İkisi de gayri Arap unsurlardan, İran ve Türkistan coğrafyasında yetişmiş alimler.

00:15:43

Nesefi Mekke'ye gidince Zemahşerî'nin de orada olduğunu duyuyor ve onu ziyaret etmek için kapısına gidiyor, kapıyı vuruyor.

00:15:53

İçeriden bir ses geliyor, işte kim kapıyı çaldı, kim o deyince Ömer diyor, adı Ömer.

00:15:59

Zemahşerî insarif diyor yani buna git diyor, müsait değil veya kabul etmek istemiyor, insarif.

00:16:05

Git deyince yani buradan uzaklaş anlamında bir kelime.

00:16:11

Tabi dil açısından da İrap kurallarına tabi ol, yani munsarif ol anlamına geliyor.

00:16:18

Şimdi Arapçada bir ayrım var, bazı kelimelerin sonu üç harekeyi de alır, bazı kelimelerin sonu üç harekeyi almaz.

00:16:28

Sadece Damme ve Feta harekelerini alır, Kesra harekesini almaz.

00:16:32

Özel isimler genelde böyledir. Özel isimler yani Ömer gibi bir özel isim, gayrimunsarif olur.

00:16:39

O da öyle diyor, yani el-Umer la-yansarif diyor.

00:16:42

Yani Ömer buradan çekilip gidecek değil, munsarif olacak değil.

00:16:47

Zemahşerî o da tabi büyük bir dil alimi olduğu için izâ nükkirâ yansarif diyor.

00:16:51

Yani eğer tanınmıyorsa gider.

00:16:53

Tabi biraz böyle Arapça nükteler içeren bir diyalog.

00:16:57

Aralarında böyle ilk tanışmaları böyle olmuş.

00:17:00

Tabi daha sonra bir araya geliyorlar, müzakerelerde bulunuyorlar.

00:17:04

İmam Nesefî'nin inşallah takip edeceğimiz Akaid-i Nesefî isimli kitabının dışında fıkhı usulüne, fıkha ve tefsir ilmine dair de pek çok önemli kitabı var.

00:17:19

El-Manzumetun Nesefî diye bir kitabı var.

00:17:23

Bu Hanefi mezhebinde hilafiyat alanında yazılmış bir kitap.

00:17:27

Şimdi bizim eski hukukçularımız bir meseleyi öğrenirken, tabi ilk başta ilmihal düzeyinde belli bir mezhebe göre ahkam öğreniliyor.

00:17:37

Daha sonra mezhep içerisindeki tartışmalar öğreniliyor.

00:17:41

Hiçbir mezhepte sadece tek bir otorite yok.

00:17:44

Yani Hanefi mezhebinde dedim üç tane büyük otorite var.

00:17:47

İmam-ı Azam var, Ebu Yusuf var, İmam-ı Muhammed var.

00:17:50

Daha sonraki yaşayan dönemlerde de yine müştehit fakirler var.

00:17:53

İkinci düzeyde, yani ilk temel bilgileri öğrendikten sonra,

00:17:57

ikinci seviyede mezhep içerisindeki tartışmaları öğreniyorsunuz.

00:18:01

Çünkü bunlar bazen fetva değişkenlik arz edebiliyor.

00:18:04

Bazen Ebu Hanife'nin kavliyle fetva veriliyor.

00:18:07

Bazen İmam-ı Muhammed'in, bazen Ebu Yusuf'un.

00:18:09

Bu zaman zaman, şartlara göre, meselelerin, insanların ihtiyaçlarına göre fetvalar değişebiliyor.

00:18:16

İkinci seviyede mezhep içerisindeki ihtilaflar öğreniliyor.

00:18:20

Üçüncü seviyede de mezhepler arasındaki ihtilaflar öğreniliyor.

00:18:23

Yani bir tür mukayesel hukuk eğitimi gibi.

00:18:25

Sadece Türk Hukuk Kurulu'na yetişmiyorsunuz.

00:18:28

Diğer ülkelerin hukuklarını da öğreniyorsunuz.

00:18:31

Biraz ona benziyor.

00:18:32

Tabii bunlar hepsi İslam hukuku dairesi içerisinde.

00:18:35

Hanefi mezhebinin Şafii mezhebiyle olan ihtilafları, Maliki mezhebiyle, Hanbeli mezhebiyle olan ihtilafları gibi.

00:18:43

Bu tarz kitaplar, yani böyle ihtilaflı konuları sadece içeren metinler de kaleme almış bizim fakirlerimiz.

00:18:51

Onlardan birisi de bu Ömer Önnesefi'nin yazdığı El-Manzumetün Nesefiye diye bir kitap.

00:18:56

Bu şiir şeklinde yazılmış.

00:18:57

Manzume, Nazım üzere böyle beyitler halinde yazılmış bir kitap.

00:19:05

Eskiden bu medreselerde, çok eski devirlerde yani medreselerde bu kitapları ezberliyorlar.

00:19:11

Yani El-Manzumetün Nesefiye, ezberlenen fakirlerin ihtilaflarının şiirsel bir şekilde öğrenildiği bir metin.

00:19:20

El-Ekmelül Atvel diye çok büyük bir tefsir yazmış.

00:19:25

Bu kitap henüz tam böyle neşredilmiş değil.

00:19:28

Tam olarak kaç cilde bağlı olduğunu bilmiyoruz.

00:19:32

Arap ülkelerinde neşre hazırlandığı söyleniyor ama henüz yayınlanmış değil.

00:19:37

O yüzden çok büyük bir kitap olduğu söyleniyor ama tam kaç cilt bilmiyoruz.

00:19:41

Garibül Kur'an diye yani Kur'an-ı Kerim'de geçen çok fazla bilinmeyen kelimelerin anlamlarına dair yine bir kitap yazmış.

00:19:48

El-Kant Fi Zikri Ulema-i Semerkant diye yaşadığı bölgede Semerkant şehrinde doğan, büyüyen, yetişen, orada vefat eden alimler hakkında bir kitap yazmış.

00:20:00

Bir tabakat kitabı yazmış ve etteisir fit tefsir diye, daha pek çok kitabı var da, bir de etteisir fit tefsir diye bir tefsiri var.

00:20:09

Bu da şu anda Türkçe'ye tercüme ediliyor, Yazma Eserler Kurumu tarafından yayınlanıyor. İki cildi yayınlandı, inşallah devamında gelecek.

00:20:17

Bu da Hazretin böyle muhtasar, çok muhtasar değil, çok geniş de değil, orta hacimde yazdığı bir tefsir kitabı.

00:20:27

Önce temel dil bilgisine dair, sarf-ı nâhî ve garib-ül Kur'an'a dair bilgileri veriyor.

00:20:34

Ondan sonra eğer ahkama taluk eden bir ayet-i kerime ise, Hanefi mezhebine göre ilgili hükümleri arz ediyor.

00:20:41

Eğer Akai'de taluk eden bir mesele varsa, ayet-i kerimede bir delalet varsa, orada da işte İmam Maturidi'nin Tevhilat-ül Kur'an'ından nakiller yaparak, Maturidi Akidesine göre meseleleri izah ediyor.

00:20:56

Eğer ayet-i kerimede işari bir tefsir mahalli vaki olduysa, yani bir işari yorma işaret edilecekse de,

00:21:03

İmam Kuşehri Hazretlerinin Letaif-ül İşaratından alıntılar yapmak suretiyle, yani hem lugavi tefsir, hem fıkhi tefsir, hem akidevi tefsir, hem de işari tefsir hususiyetlerini bir arada taşıyan bir kitap olarak, Nesefi Hazretleri'nin bu metni önemli bir tefsir kitabı olarak mütala edilebilir.

00:21:23

Karabaşi Veli Hazretleri'nin bu kitap üzerine şerhi var, akide üzerine.

00:21:29

Şerhi Akai'dir, metni Akai'dir, Nesefi'nin yazdığı metni Akai'dir.

00:21:34

Az önce anlatmaya çalıştığım o Türkistan'dan Balkanlar'a kadar, o çok yaygın coğrafya içerisinde, İngiltere'nin alt başta, Hint Alt Kıtası'na kadar, Hanefi Maturidi ahalinin yaşadığı her yerde, her dönemde, hala günümüzde de bilinen, okunan, takip edilen bir kitap.

00:21:52

Çok da kısa bir metin olduğu için, birkaç sayfalık bir metin, ezberlenen bir metin kitap.

00:21:58

Üzerine de tabii çokça şerh yazılmış, yani bizim eski ulemamızın yazın tarzında şerhler çok önemlidir.

00:22:04

Kısa kitapların daha iyi anlaşılabilmesi için ibareler farklı şekillerde izah edilir.

00:22:11

Hem lugavi izahlar, hem işte kelami, felsefi izahlar yapılır.

00:22:15

Bu şekilde metinlerin daha iyi anlaşılması sağlanır.

00:22:18

Nesefi'nin metni üzerine en meşhur şerh, Taftazani diye meşhur, yine Eşari büyük alimlerden, Taftazani'nin Şerhül Akai'dir diye bir kitabı var.

00:22:29

O hazret tabii daha kelami, felsefi bir şerh yapmış.

00:22:34

Karabaşi Veli Hazretleri de biraz daha tasavvufi bir şerhe, metni kavuşturuyor.

00:22:39

İnşallah önümüzdeki hafta Karabaşi Veli Hazretleri'den biraz bahsedeceğiz, metinden biraz bahsedeceğiz, bugün biraz vakit kalmadı ona.

00:22:49

Karabaşi Veli Hazretleri, 1611'de doğan, yaşayan bir alim.

00:23:00

Halvetiyyeni Şabaniye kolundan, kendisi de Pir olarak, Karabaşiye kolunun Pir olarak kabul ediliyor.

00:23:09

Hazretin inşallah metnin üzerine yazdığı şerhi ibare ibare cümle cümle okuyarak inşallah mütala etmeye çalışacağız.

Henüz ders özeti eklenmemiştir.

Derse Giriş ve Dua

Euzubillahimineşşeytanirracîm Bismillahirrahmanirrahîm Elhamdülillahi Rabbil alemin ve es-salâtu ves-selâmu alâ Resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn ve bihi neslihâin.

Allâhümme allimnâ mâ yenfa'nâ ve benfa'nâ bimâ allemtenâ inneke entel alîmul hekim.

Ve erinnel hakkâ hakkan ve rızuknâ ittibâ'ah. Ve erinnel bâtile bâtilen ve rızuknâ içtinâbeh.

Ve c'alnâ mimmen yestemîûnel kavle fe yettebîûnâ ehsenâ. Amin.

Sallu alâ Resûlinâ Muhammed. Sallu alâ tabîb-i hulûbinâ Muhammed. Sallu alâ şefî-i zunûbinâ Muhammed.

Yeni Derse Başlangıç

İnşâAllah bugün itibariyle yeni bir derse başlıyoruz. Efendimizin, Efendi Hazretleri'nin emir ve tensipleriyle Şerh-i Akaid-i Nesefî metnini inşâAllah bundan sonraki derslerimizde takip etmeye çalışacağız. Karabaş Veli Hazretleri'nin yaptığı şerh üzerinden inşâAllah ibareleri takip ederek Akaid-i Nesefî metnini akide dersi olarak bundan sonraki haftalarda takip etmeye çalışacağız.

Malum olduğu üzere çok meşhur bir metindir Akaid-i Nesefî.

İmam Nesefî Hazretleri Hakkında

Hayatı ve Yaşadığı Dönem

Ömer Nesefî'nin ismi Ömer'dir. Nesef diye bir yer var, Türkistan'da Maviraûnnehir bölgesinde. Çok ulemasıyla meşhur, her dönemde - yani Moğollardan sonra gerilediği zamana kadar yaklaşık 500-600 yıl boyunca - Orta Asya coğrafyasında, Türkistan coğrafyasında birçok ulemanın yetiştiği ve nispet edildiği önemli şehirlerden birisidir Nesef.

461 yılında doğmuş, yani Hicri 5. yüzyılda doğmuş. 537 yılında, yani miladi 1142 yılında vefat etmiş olan bir alimdir. Hanefî mezhebine müntesip dedik, itikadda da imamımız İmam Maturidi'yi takip eden, onun mezhebine kelamî meselelerde tabi olan bir alimdir.

Nesefî Nisbeli Alimler

Nesefîler tabii birden fazla Nesefî var. Nesefî nisbeli pek çok alim var ve bunların hemen hemen tamamı da Hanefî mezhebine mensup alimlerdir. Bu alimlerin en meşhurları:

  • Ebu Havs En-Nesefî - Tabsırat-ül-Edille diye bir kitabın yazarı
  • Ömer En-Nesefî - Bizim bu metnimizin müellifi
  • Ebu'l-Berakat En-Nesefî - Nesefî tefsiri diye meşhur olan tefsirimiz yazarı

Bunlar 5. yüzyılda, 6. yüzyılda, 7.-8. yüzyıllarda yaşamış olan alimlerdir.

Hanefî-Maturidî Çizgisinin Oluşumu

Orta Asya'da Mezhebin Gelişimi

Hanefî mezhebinin Orta Asya'ya intikali konusunda şunları söyleyebiliriz: Hanefî mezhebi Ebu Hanife Hazretleri ve talebelerinin çalışmalarıyla Irak'ta ilk olarak ortaya çıktı, neşvünema buldu ama daha sonra Hicri 3. asırdan itibaren Hanefî mezhebinin ağırlığı Orta Asya'ya, Türkistan coğrafyasına, Maviraûnnehir dediğimiz bölgeye intikal ediyor.

Bu bölgede de işte Buhara, Semerkand, Nesef, Serahs gibi pek çok şehirde bugünkü Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan gibi orta Türkiye Cumhuriyetleri içerisinde kalan pek çok yerde Hanefî mezhebinin çok erken tarihten itibaren hakim hale geldiğini, yayıldığını görüyoruz.

Hanefî-Maturidî Birlikteliği

Hanefî mezhebini takip eden alimlerin hemen tamamının Akaide'de de Maturidî olarak kendilerini tanımladıklarını, İmam Maturidi'ye kendilerini nispet ettiklerini görüyoruz. Bu ikili tanımlamada, yani fıkıhta Hanefî, Akaide'de Maturidî şeklindeki tanımlamada, Orta Asya'da bahsettiğimiz Türkistan coğrafyasında böyle bir mezc vaki oluyor.

Ebu Hanife Hazretleri tabii çok câmi bir şahsiyet olduğu için, onun meclisinde farklı meşreplerden, farklı kelamî ekollerden insanlar vardı. Yani talebeleri arasında:

  • Bugün Mutezile diye andığımız akılcı kelamcılar
  • Cehmiye ve Mutezile gibi mezheplere mensup zatlar
  • Kaderi inkâr eden Kaderiye Fırkası mensupları
  • Zeyd bin Ali'yi takip eden, bugün Zeydiye diye bildiğimiz mezhebin ilk takipçileri
  • Biraz mürcî kimseler

Tabii kâhir ekseriyet İmam-ı A'zam Hazretleri'nin meclisi Ehl-i Sünnet meclisidir. Kendisi de malum olduğu üzere Ehl-i Sünnet'in hem Fıkıhta hem Akide'de büyük imamlarındandır.

İslam İlimler Tarihinde Üç Ana Hat

Bizim İslam ilimler tarihinde genel olarak yani ulemanın takip ettiği hatlar, çizgiler açısından bakarsak üç tane büyük hat var:

1. Hanefî-Maturidî Çizgisi

Hicri 4. yüzyılda hemen hemen şekillenmiş, İmam Maturidi'den sonra netleşmiş bir çizgidir. Daha çok mevâlî dediğimiz yani gayri Arap unsurlar arasında bu çizgi hakim durumdadır:

  • Türkler
  • Farsî kavimler
  • Afganlılar
  • Pakistanlılar
  • Hint alt kıtasındaki Müslümanların büyük kısmı
  • Anadolu ve Balkanlar (Türklerin gelmesiyle)

2. Şâfiî-Eş'arî Hattı

İmam Şâfiî (Hicri 204'te vefat - İmam-ı A'zam Hazretlerinden 54 sene sonra) müntesipleri, belli bir tarihten itibaren Hicri 300'lü yıllardan itibaren Eş'arilikle bütünleşiyorlar. Onların kelamî meselelerdeki yaklaşımları biraz daha birbirine yakın olduğu için Şâfiîler kelamda Eş'arî akidesini benimsiyorlar. Daha sonra Mâlikîler de bu kampa katılacaktır.

Bugün de Arap coğrafyasında günümüzde daha çok etkili olan ulema arasında hala benimsenen yaygın kabul gören hat budur.

3. Ehl-i Hadis-Selefî Çizgisi

İlk ikisi kadar etkili olmamakla beraber daha Ehl-i Hadis-Selefî diyebileceğimiz bir çizgi vardır. İslam tarihinde her dönemde ilmî ağırlıkları olmuş ama mensubiyet dairesi bakımından diğer iki çizgiye erişememiş, daha mevzii kalmış, biraz daha dar bir hattır.

Ahmed bin Hanbel, Hanbelî mezhebinde daha sonraki dönemlerde İbn Teymiye, İbnül Kayyim el-Cevziye gibi alimler tarafından sürdürülecek olan hattır.

İmam Nesefî'nin Hayatı ve Ünvanları

Lakap ve Künye Geleneği

Nesefî'nin lakabı Necmüddin'dir. Kendisine Müftîs-Sâkaleyn (hem insanlara hem cinlere fetva verdiği için) ve Sâhibü'l-Akâid (bu akide metninden dolayı) diye de denilir.

Eski ulemanın adet olarak:

  1. Doğduklarında bir isim alırlar
  2. Evlenip çocuk sahibi olduktan sonra künye alırlar (Ebû Yusuf, Ebû Ahmed gibi)
  3. İlim ve fazîlette kemale erdikten sonra lakap alırlar (Necmüddîn - dinin yıldızı, Şemsüddîn - dinin güneşi gibi)

Hocaları ve Öğrencileri

En meşhur hocası: Ebü'l-Yüsr el-Pezdevi (vefatı 494) - Hanefî mezhebinin meşhur usul metinlerinden birisinin müellifi

En meşhur öğrencisi: Mergînânî - Hidaye diye bildiğimiz kitabın yazarı, hala ilahiyat fakültelerinde okunan önemli bir metin

Zemahşerî ile Anekdot

Ömer Nesefî ile Zemahşerî (Keşşaf tefsirinin müellifi) çağdaştırlar. İkisi de mevâlîden, gayri Arap unsurlardan, İran ve Türkistan coğrafyasında yetişmiş alimlerdir.

Nesefî Mekke'ye gidince Zemahşerî'nin de orada olduğunu duyuyor ve onu ziyaret etmek için kapısına gidiyor. Kapıyı vuruyor, içeriden "Kim o?" diye sorulunca "Ömer" diyor. Zemahşerî "İnsarif!" (git) diyor. Bu hem "buradan uzaklaş" hem de dilbilgisi açısından "İ'râb kurallarına tabi ol" anlamına gelir.

Ömer de "El-Ömer lâ yensarif" (Ömer çekilip gitmez) diyor. Zemahşerî "İzâ nükkire yensarif" (eğer tanınmıyorsa gider) cevabını veriyor. Böylece Arapça nükteler içeren bir diyalogla tanışmış oluyorlar.

İmam Nesefî'nin Eserleri

  • El-Manzûmetü'n-Nesefiyye - Hanefî mezhebinde hilaafiyyât alanında yazılmış, şiir şeklinde, ezberlenebilen bir metin
  • El-Ekmelü'l-Atvel - Çok büyük bir tefsir (henüz tam neşredilmedi)
  • Garîbü'l-Kur'ân - Kur'ân-ı Kerîm'de geçen bilinmeyen kelimelerin anlamları hakkında
  • El-Kand fî Zikri Ulemâ-i Semerkand - Semerkant şehrinin alimları hakkında tabakât kitabı
  • Et-Teysîr fi't-Tefsîr - Orta hacimde yazdığı tefsir kitabı (Türkçe'ye tercüme ediliyor)

Et-Teysîr fi't-Tefsîr'in Özellikleri

Bu tefsirde İmam Nesefî şu metodu takip eder:

  1. Önce temel dil
0:00 -0:00